МАРШЬАН - Маршан

Маршания

веб-сайте

MARŞAN'LAR

ANA SAYFA

 

Kirmizi  -  Marshan Family

Intro Page

 

İletişim:

tugrul.kirmizi@gmail.com

 

Web adresleri - Favorite links:

Web Adresleri

 

Please click on:

 Abkhazian History

 

Lütfen tıklayınız

Kökler ve Soyağaçları Sayfası

Генеалогия



 

 
Visits since August 14, 2011
14 Aüustos 2011 den itibaren ziyaretçi sayısı

 

 

Please use "Turkish" encoding

 

ANCHA ABAZARA & APSUWARA & AZAXGHARA YIWMIRDZIN

MARŞAN PRENSLERİNİN  ARMASI
 

LES ARMES DE PRINCES MARCHANIA

COATS OF ARMS OF MARSHAN PRINCES

Гербы князей МАРШЬАН - Маршан - Маршания

 

 

Abkhazia - Historical Territory of Marshan *** Abhazya - Tarihsel Marşan Bölgesi

 



Atalarımız kartal gibi yaşadılar

Наши предки жили как орлы

Tataş Marşan - Abhazya

 

Tataş Marşan - Abhazya

 

Tataş Marşan - Abhazya

 

Tataş Marşan - Türkiye'de

 

Loh'a Marşan'lar - Abhazya

 

Atay ypa Selim Sabit Paşa

(Oturan - Sağdan ikinci)

 

Atay ypa Selim Sabit Paşa

 

Marşan Abdülkadir Hasan Bey

 

Marşan Hüsrev Paşa ve Eşi

 

Daruk Marşan

Emir Marşan Paşa'nın amcası

 

Chaga Marshania

 

Zaganbey Marshania ve kardeşleri

 

Maan Soylular 1876

 

Maan Soylular

 

Maan-Katz

Doğum 1766, Huap - Vefat 1866, Gudauta

 

Maan Albuz

 

Albus Bey Maan (Maan Kats torunu, Ömer Bey Maan oğlu). Tahta üzeri yağlıboya portresi

(Sayın Zerender Gürel'in dedesi)

 

Hacı Katz (Kuc) Bezhanoviç Maan

 

Soldan 1. Sırada, Khwaya Akırtaa, Çaçu Emhaa ... 2. Sıra solda Kats Maan... Zurab Chottua, Gudsmahan Emhaa, D. Maan. Ayakta, soldan : George Gvatua, Sırkwa Lakrba, Date Açba, Eristof Emhaa ve Gregori Çaçba.

 

Konstantin & Grigori Lakrba (Nino Maan'ın oğulları) ve Nino Mkheidze (Ekaterina Maan'ın kızı)

 

Hrşps ypa Ali Bey ve Maan pha Nuriye Hanım'ın kızları. Ayakta Nadire Hanım, oturan Nemika Hanım. Sene 1916

 

Maan Hanımefendiler

1.ci sira soldan: Nazli Maan (Kuçpha-Marşan), Behice Maan, Atiye Maan, Nur Kızilyel Maan,
Alt sira soldan: Suat Maan, Nehviz Maan (Písakhe-Maan), annesi Nimet Maan, Atiye Maan, kucaginda Suat Maan, ve  Melek Maan

 

Sultan II. Abdulhamit'in kızı Refia Sultan ve yanında sağda annesi Maan pha Sazkar Hanım.

Sazkar Hanım, Maan Recep Bey kızıdır. Annesi Mikanba ailesinden Rukiye Havva Hanım'dır.

Bu fotoğraf sürgünde 1935 yılında Beyrut'ta çekilmiş. Fotoğrafın arkasındaki ithaf yazısı: Muhterem kardeşim Nurettin Bey'e, (Nurettin Maan, Sayın İclal Maan'ın dedesidir).

 

Fatma Gülüstü Kadın Efendi


Prens Tahir Servashidze 'nin kızı

 (d. 1831Abhazya - ö. Mayıs 1861İstanbul), son Osmanlı padişahı Mehmet Vahidettin'in annesi ve Sultan Abdülmecid'in eşi

Çocukları: Mediha Sultan, Sultan Vahdettin

Defin Yeri: Münire Sultan Türbesi Fatih Camii Mihrap Önü, İstanbul

 

Fatma Gülüstü Kadın Efendi


Prens Tahir Servashidze 'nin kızı

(Retrospektif düzenleme)

 

Kucpha Nazlı Maan

Sayın Zerender Gürel!in büyük anneannesi (Gup Marşan' ları ) Kuc Paşa kızıdır..

 

Maan-pha Necla Gürel.

(Doğum 4.06.1926 İstanbul, vefat 11.04.2007 Münih).

Sayın Zerender Gürel!in annesi. Akademik Ressam ve diplomalı heykeltraş. Atiye Maan' ın en ufak kızıdır. Babası, Bahriye Subayı Ahmet Münir Kızılyel'dir.

 

Maan Hanımefendiler, Atiye Maan, Nur Kızılyel, Necla Gürel. Fotoğraf tarihi: Beşiktaş, 1936

 

Maanpha Necla Gürel, Ressam-Heykeltraş. D. 14.06.1926 İstanbul. Vefat 11.04.2007 Münih. 
Osman Edip Gürel, Y. Müh. Mimar, D. 05.02.1925 Orhangazi-Bursa, vefat 28.04.1984 İstanbul. Karacaahmet aile kabristanı.

 

Osman Edip Gürel, Y. Müh. Mimar, D. 05.02.1925 Orhangazi-Bursa, vefat 28.04.1984 İstanbul. Karacaahmet aile kabristanı.

 

Atiye Maan, Mümtaz Marşan, Koray Kip ve Vijdan Aras Boğaz gezisinde

 

V. K.  Maan (Abhazya VSSR Halk Sanatçısı)

Abhazya - Gürcistan savaşında şehit oldu.

(Viyoletta  Maan'ın babası)

 

Mehmet Bedreddin Pısak (Psakhe Maan) Sayın Zerender Gürel'in dayısı

 

Hrips pha a'Marşan Muzaffer  Marşan Silta

Sayın Hikmet Rasis Birgül Marşan'ın halası

 

Emir Marşan Paşa (Ortada oturan, göğsü madalyalı)

Tahmini fotoğraf çekim tarihi 1917

 

Emir Marşan Paşa (1860 Sivas - 1940)

 

Emir Marşan Paşa TBMM 1. Dönem Milletvekili. İlk Riyaset divanı üyesi

 

Emir Marşan Paşa

 

Hamit Marşan

Emir Marşan Paşa'nın oğlu

 

Muhammed Bek Marşan - Suriye

20. yuzyıl başında Halep Şehri Askeri Komutanı

 

Halit Marşan (Yemen'de şehit olmuştur)

(Sayın Tarık Marşan'ın dedesi)

 

 

Kolağası Mahmut Bey Marşan

Mahmud Bey (Marşan) Abaza Marşan ailesinden Hasan Bey'in oğludur. 1840'larda Abhazya'da doğdu. 1864'te Osmanlı topraklarına geldi. Mekteb-i Harbiye'de okudu. Süvari zabiti oldu. Bulgaristan ve Hersek isyanının bastırılmasında görev aldı. (Resimdeki madalya Hersek isyanı madalyasıdır), Kolağası rütbesinde iken 1878 yılında Plevne'de Ruslara karşı savaşırken şehid oldu. 

 

Zurab Marşan (Fotoğraf Tarihi 1920)

 

Marchanukov Mohammed
1867 - 1947
   Fotoğraf tarihi 1914 - Aul Klychkt
Karachaevo-CherkessiaIn
1. Dünya savaşında çarpıştı.

Bela Marchan'ın dedesi

 

Marchanukov Mohammed
1867 - 1947
   Fotoğraf tarihi 1914 - Aul Klychkt
Karachaevo-CherkessiaIn
1. Dünya savaşında çarpıştı.

Bela Marchan'ın dedesi

 

Hasanbi Marshanukov

Bela Marchan'ın akrabası

 

Hasanbi Marshanukov ailesi

Bela Marchan'ın akrabaları

 

Dyrmit ve oğlu Alexander Marshan

Dima Marshania'nın dedesi

 

İsmail Bey (Marşan)

 

Soldan sağa Marshani Beslan (Zareta Marshani'nin akrabası), Uzhahov Panuti, Malsagov Hadji Bikar

 

Hayrettin Erşan (Marşan)

Yurdaer ve İsmail Erşan (Marşan) ın babası

 

Hüsniye Erşan (Marşan)

 

 

 

Marşania Abdülkadir Bey

Князь Абдулкадир-бек Марщаниа

(d. 1862-ö. 1928)

Abhaz Prensi Hasan Bey Marşania ile prenses Fatma Horecan Aredba'nın oğlu

Oğlu Prens İsmail Bey Marşania İstiklal Savaşında Şehit oldu.

 

Son Hanım Sultan

Prenses Emine Nazikeda

(d. 9 Ekim 1866, Tzebelda/Abhazya) - (ö. 4 Nisan 1941, Maadi, KahireMısır)

Sultan VI. Mehmet Vahdettin’in eşi

Abhaz Prensi Hasan Bey Marşania ile Prenses Fatma Horecan Aredba'nın kızı

Marşania Abdülkadir Bey'in Kardeşi

 

Prenses Emine Nazikeda

San Remo

 

Prenses Emine Nazikeda

Kahire - Sürgün Yılları

 

Prenses Emine Nazikeda

1940 başı – İskenderiye – Torunu Neslişah Sultan ve Şehzade Ertuğrul Efendi ile

 

Prenses Emine Nazikeda

(Son fotoğraf 1941)

 

Sabiha Sultan

Sultan VI. Mehmet Vahdettin’in kızı

Marşan Ali Bey'in Kuzeni

 

Sultan Vahdettin ve Hrips-pha Nazikeda Kadınefendi'nin kızı Ulviye Sultan.

 

Konstantin ypa Eymhaa (Marşan) Arzakan

Chairman of the Autonomous Republic (Abkhazia)

 

Eymhaa (Marşan) Mahşeref Hanım

Prens Osman Bey Emuhvari (Abhazca: Eymhaa Osman Bey) ve Prenses Hesna Çaabalurhva'nın kızı

Prenses Rabia Peyveste Emuhvari'nin  (Pitsunda/Abhazya 1872 - Paris 1944 - Abhaz Prensesi ve Sultan II. Abdülhamit eşi) ablası

 

Mahmut Marşan & Hatice (Hatcet) Marşan

 

Arzuman Marşan

Арзуман Маршьан

 

Hatice (Hatcet) Marşan

 

Cemal Marşan

 

 Sabiha Nadire Hanım

Marşan Ali Bey ve Maan-pha Nuriye Hanım'ın kızı,  1914 - 1989

 

Misliha Marşan

 

Muzaffer Marşan

 

Mithat Marşan

(Ortada Gravatlı)

 

Kuch pha Melek & Hrips ipa Mithat Marsan

 

Muzaffer Marşan - Nikah

 

Muzaffer Marşan

 

Yusuf Marşan

 

Yusuf & Beyza Marşan

 

Yusuf & Mahir Marşan

 

Muzaffer Marşan & Yusuf Marşan

 

Hikmet Erşan - Marşan (1930 -  2011)
Fahri Erşan - Marşan (1902 - 1966)

(Filiz Erşan - Marşan'ın anne ve babası)

 

Hrips ypa a'Marşan Nihar Bey ve İnci Açba oğlu Hrips ypa a'Marşan İsmet İnce  (İnci İnce Erdoğdu'nun babası)

 

Yılmaz Marşan

 

 Hrips ypa a'Marşan İmran Ünügür

 

 Hrips ypa a'Marşan İmran Ünügür

1953 yılında

 

Profesör Lorik Marshania

Vefat Tarihi: Ağustos 14, 2010

 

Süleyman Seba (Tsyba)

5 Nisan 1926 - 13 Ağustos 2014

 Türk futbolcuMİT mensubu. Spor yöneticisi ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 31. başkanıdırBeşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 1984 ile 2000 yılları arasında kesintisiz başkanlık yaptı. Hakkı Yeten ile birlikte Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün iki onursal başkanından biridir.

 

Anzor Abaza a'Marşan

Hama Valisi General Valeed Abaza a'Marşan'ın oğlu.

27 yaşında Şam'da  şehit oldu. 06 Aralık 2012

 

Anzor Abaza a'Marşan

Hama Valisi General Valeed Abaza a'Marşan'ın oğlu.

27 yaşında Şam'da  şehit oldu. 06 Aralık 2012

 

General Memduh Abaza - a'Marşan (Suriye)

Suriye Hava Kuvvetleri Eski Komutanı

Dr. Med. Şeref Abaza a'Marşan’ın ve Brigadier General Waleed Abaza a'Marshan'ın kardeşi

Müslüman Kardeşler Örgütü tarafından şehit edildi

 

Beslan Amarshan Vitali ypa

Gürcistan Savaşında şehit oldu Sayın Vitalı Amarshan'ın oğlu

(1970 - 1992)

 

Beslan Amarshan Vitali ypa

Gürcistan Savaşında şehit oldu Sayın Vitalı Amarshan'ın oğlu

Şehitlikte mezar taşı - Suhum

(1970 - 1992)

 

Brigadier General

Waleed Abaza a'Marshan

Dr. Med. Şeref Abaza a'Marşan’ın ve General Memduh Abaza  a'Marşan'ın kardeşi

Vefat 14 Ekim 2017

 

Brigadier General

Waleed Abaza a'Marshan

Dr. Med. Şeref Abaza a'Marşan’ın ve General Memduh Abaza  a'Marşan'ın kardeşi

Vefat 14 Ekim 2017

 

Brigadier General

Waleed Abaza a'Marshan

Dr. Med. Şeref Abaza a'Marşan’ın ve General Memduh Abaza  a'Marşan'ın kardeşi

Vefat 14 Ekim 2017

 

Brigadier General

Waleed Abaza a'Marshan

Dr. Med. Şeref Abaza a'Marşan’ın ve General Memduh Abaza  a'Marşan'ın kardeşi

Vefat 14 Ekim 2017

 

Brigadier General

Waleed Abaza a'Marshan

Dr. Med. Şeref Abaza a'Marşan’ın ve General Memduh Abaza a'Marşan'ın kardeşi

(Cenaze Töreni)

Vefat 14 Ekim 2017

 

 

 

 

Abhazya Cumhuriyeti Arması

Герб Республики Абхазия

 

 

 

 

COATS OF ARMS OF ACHBA  - ANCHABADZE DYNASTY

Гербы Ачба - Анчабадзе королевской семьи

Açba Kraliyet Arması

 

         

Açba Hapuk Bey                                             Açba Cafer Bey          

 

  

Grigol Anchabadze                                                 Elyzbar Açba                

 

 

   

Neslişah Sultan.

Neslişah Sultan'ın anneannesi Marşan-pha Emine Nazikeda'dır.

 Dedesi Sultan Vahdettin. Annesi Sabiha Sultan, babası Faruk Efendi'dir.

(Yukarıdaki resim bazı Internet kaynaklarında sehven "Prenses Leyla Açba'nın" resmi olarak verilmektedir. Bu nedenle burada sergilenmesinde yarar görülmüştür. Bu konuda Sayın Papapha Mahinur Tuna'nın katkılarına teşekkür ederiz.)

     

                                     Neslişah Sultan.  1950                                                                                                       Neslişah Sultan Eşi ve Çocukları ile

 

   Neslişah Sultan

 

Prenses Leyla Açba

 

Prenses Leyla Açba

 

 

Neylermiş Leyla'yı bu fani cihan
Hasret ile helak oldu vücud an be an
 

Sultan Mehmed Vahidüddin Han'dı cümlemizin efendisi
Baş tacı eyledi hemşireyi Kadınefendi
 

Pek ani zuhur buldu Sivas diyarında vefat
Aile efradı içün anda yeri makber-i şüheda
Eser daim üzerinde hasretlü bad
 

Prens Ahmed Açba-Ançabadze (prensesin ağabeyi)

 

 

 

Prenses Mihri Müşfik Açba

Üstte: Otoportre - 1920  / Altta: Tablo - İbrahim Çallı

Doğum: 26 Şubat 1886 Kadıköy, Moda,  Rasim Paşa Konağı. Vefat 1954 New York, ABD. Babası dönemin Tıbbiye Nazırı Doktor Mehmet Rasim Paşa'dır . Sultan Abdülmecid’in annesi Bezm-i Alem Sultan, Mihri Hanım’ın büyük halası olur. Sultan Abdülmecid’in eşi Verdicenan Kadınefendi ise Mihri Hanım’ın öz halasıdır.

http://www.leblebitozu.com/mihri-musfikin-eserleri-ve-hayati/

http://www.turkishpaintings.com/index.php?p=37&l=1&modPainters_artistDetailID=1490

 

Tıbbiye Nazırı - Açba Mehmet Rasim Paşa

 

Açba Ahmet Bey

 

 

 

 

Prenses Fatma Pesent - Açba - II. Abdülhamid'in eşi

 

Achba Sasrikua ypa Naharbey

 

Sağdan sola: Naharbey Açba, Saatbey Açba, Katerina Marşan Pha

 

 

 

 

Melih Açba - 1940

Golden Gloves 147 Pound Champion Title

 

Melih Açba - 1974 - 61 Yaşında

 

 Soldan itibaren 1 sırada Khwaya Akırtaa, Açu Eymhaa, 2. sırada Kats Maan, Zurab Chottua, Goudsmahan Eymhaa, D. Maan, Ayakta George Gvatua, Sirkwa Lakrba, Date Açba, Eristof Eymhaa, Gregori Çaçba

 

 Levan Anchabadze (sağda) ve İnal Paragulgov (Ingush) 1880

 

 

 

COATS OF ARMS OF CACHBA - SHERVASHIDZE DYNASTY

Гербы Чачба - Шервашидзе королевской семьи

Çaçba Kraliyet Arması

 

 

Prince Georgi Dmitrievich Chachba - Shervashidze

Abkhazia came under Russian protection 17 February 1810 through Prince Giorgi Shirvashidze (1810-’21).

Abhazya Prince George Servaşidze (1810-1821) döneminde  17 Şubat 1810 de Rus koruması altına girdi.

 

Princess Nino Chachba - Shervashidze

 

 

Prince Georgi Dmitrievich Chachba - Shervashidze

Prince Georgi III Chachba - Shervashidze

 

 

m

 

Theresa Chichua-Shervaschilze

 

Mary Shervashidze Eristavi

Prince Giorgi Chachba - Shervashidze

 

Mery Cachba - Shervashidze

 

Mihail Chachba

 

Prince Giorgi II of Abkhazia - Shervashidze

 

Prince Aleksandr Konstantinovich Chachba-Shervashidze

http://www.kapba.de/Chachba-Shervashidze.html

 

 

Sukhumi Mayor - Alexander G. Shervashidze among its Abkhazian and Georgian relatives. In the front row sitting, left Grigol Ushangovich Dadiani Varlam G. Anchabadze. 
Center: Alexander G. Shervashidze, Michael Jordania. Standing: First - Konstan
tin Sherim-Beevich Shervashidze Grigol Jikia third, fourth -
 A leksandr (Durub) Elizbarovich Mkheidze.
 

 

 

George Shervashidze 18 Şubat 1918 Suhum

 

 



 

 

 

 

Abhaz Düşü

 

Önümde mavi yabancı bir deniz

Dönek, ihanet utancı bir deniz

 

Havada kirli bir liman kokusu

İçimde gurbette ölmek korkusu

 

Abhaz ipliğinden hayal örüyorum

Kartal bakışlı bir düş görüyorum

 

Kulak verip rüzgarın sesine

Uçuyorum düşlerimin ülkesine

 

Gurbet mavisi bu zehirde ölmeyeceğim

Denizin kustuğu bu şehirde ölmeyeceğim

 

Beni yaşatmayan bu yer beni öldüremez

Avaz avaz bu şer beni öldüremez

 

Bu liman bir tuzak biliyorum

O ülke bana yasak biliyorum

 

Belki bir masal peşinde, kavrulup zaman taşında

Kaf Dağlı Kafkas düşünde, küllerim Anka Kuşunda

 

Yalnızlığımın kışında bir gün daha bitiyor

İçimdeki hasret canı eritiyor

 

Sanki bir suç işler gibi değil

Olmayacak düşler gibi değil

 

Abhaz ipliğinden hayal örüyorum

Kartal bakışlı bir düş görüyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BÜYÜK SÜRGÜN VE GÖÇ HARİTASI

 

ANADOLU'DA KAFKAS KÖYLERİ

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ABHAZ’LAR

Abhaz’lar kendilerine "Apsuva", ülkelerine de "Apsnı", yani “Canlar Ülkesi” adını verirler. Türkiye’de genel olarak "Abaza" adıyla bilinmelerine karşılık, Kafkasya’da bu halkın iki grubu ayrı ayrı “Abhaz” ve “Abaza“ (Abazin) olarak adlandırılır. 14. ve 15. yüzyıllarda Abhaz’ların bir kısmı Kafkas dağlarını geçip kuzey Kafkasya’ya, Kuban ve Kuma nehirleri boyuna yerleşmiştir. “Tapanta” veya “Bashağ” olarak olarak adlandırılan bu grubu, 17. yüzyıl başlarında "Aşharuva" (Dağlı) adı verilen soydaşları izledi. Onlar da Abhazya’nın dağlık bölgelerinden inerek kuzey Kafkasya’ya yerleştiler. Bugün Rusya Federasyonu’na bağlı Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde yaşayan bu grup “Abazin”, tarihi anavatanları Abhazya’da yaşayanlar ise “Abhaz” olarak adlandırılır. Her iki grubun yaşadığı Türkiye’de ve Ortadoğu ülkelerinde “Abaza” adı böyle bir ayrım içermez, ancak son yıllarda “Abhaz” da ayrım yapılmadan “Abaza” yerine kullanılmaya başlamıştır. "Abhaz’lar" (Abaza’lar) Türkiye’de ve Ortadoğu ülkelerinde genel olarak "Çerkes" tanımına dahil edilirler.


Abhaz'lar (Abaza’lar) tarihin bilinen ilk dönemlerinden beri Abhazya’da yaşayan Kafkasya’nın yerli halkıdır. Dil ve köken olarak Çerkes’lerle (Adige) akrabadırlar. Türkiye’de Abhaz’lar (Abaza’lar) yoğun olarak İzmit, Adapazarı, Düzce, Bolu, Bilecik, Bursa (İnegöl), Eskişehir, Kayseri (Pınarbaşı), Sivas (Şarkışla), Adana (Tufanbeyli), Yozgat, Çorum, Amasya ve Samsun’a bağlı köylerde yaşarlar.


19. yüzyıl ortalarında Abhazya’da 170-180 bin, Kuzey Kafkasya’da Kuban bölgesinde 40-50 bin “Abhaz-Abaza” yaşıyordu. 1864’te sona eren Kafkas-Rus savaşı sonucunda ve daha sonra Abhazya’da yaşanan (1866 ve 1877) ayaklanmalara bağlı olarak çoğu Osmanlı topraklarına sürgün edildi. Bugün Abhazya’da 120 bin, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde 30 bin “Abhaz-Abaza” yaşamaktadır. Ayrıca sürgün sırasında Gürcistan’ın güneyine, Acara bölgesine yerleşmiş Abhaz köyleri vardır. Türkiye’de ise yaklaşık 100-150 bin Abhaz vardır. Mısır, Ürdün ve Suriye’de de Abaza’lar yaşamaktadır.


Eski Abhaz’ların geleneksel uğraşı tarım, otlak hayvancılığı, arıcılık ve avdı. Tipik yerleşim bahçe, bostan, bağ v.b. ile çevrili, birbirinden uzak, çiftlik tipi yerleşimlerdi. 19. yüzyılda Abhaz’lar, genellikle aynı soydan kişilerin oluşturduğu mahallelerden (Ahabla) meydana gelen köy toplulukları (Akıta) halinde yaşarlardı. Eski konutları yuvarlak ya da dörtgen şeklinde, saz çatılı örme evlerdi. Sonradan, yerden sütunlarla kaldırılmış, çok odalı, tahta kaplı eğimli çatısı olan ahşap evler (Akuaskâ) yapmaya başladılar. Akuaskâ’nın ön cephesinde ağaç oymalarla süslenmiş geniş bir veranda uzanırdı. Abhaz’ların bugünkü köy evleri genellikle iki katlı, çok odalı, taş veya tuğla evlerdir.


Abhaz’lar arasında Bizans aracılığıyla 4. yüzyılda Hıristiyanlık, Osmanlı’lar aracılığıyla da 16. yüzyıldan itibaren Müslümanlık yayıldı. Bu dinlerin inançları pagan inançlarla kaynaştı. Abhaz’lar bugün de iki dinli bir halktır. Abhazya’daki Abhaz’ların çoğu Hıristiyan, bir kısmı da Müslüman'dır. Kuzey Kafkasya’da, Türkiye ve Ortadoğu ülkelerinde yaşayanların ise tamamı Müslüman'dı,. ancak hiçbir din Abhaz’ların toplumsal yaşamına tamamen nüfuz etmemiştir. Toplumsal yaşamı ve kuralları Xâbze denilen Abhaz gelenekleri, örf-adet hukuku belirler. Eski çoktanrılı inançların izleri bugün de görülmektedir. Her soyun kendi koruyucu tanrısı ve kendisine ait “Anıha” denilen kutsal korusu vardı. En üst tanrı “Ançüa”, av tanrısı “Ajüeypş”, yıldırım tanrısı “Afı” vd. ile ilgili inançlar, tek tanrılı dinlerin inançlarıyla birlikte yakın zamanlara kadar korunuyordu.


Feodal toplum yapısı 19.yüzyılda büyük ölçüde korunuyordu. Üst feodal kesimi Prens’ler (Tavad - Marşan) ve Asilzade’ler (Aamsta) oluşturuyordu. Serf'ler de kendi aralarında üç kategoriye ayrılıyordu: Anhayü, Amatsurazku ve Agırvua (veya Ahuyü). Üst feodal kesimle serfler arasında Aşnakuma denilen bir ara sınıf bulunuyordu. en alt sınıfı ise Köle’ler (Ahaşala) ve Azat’lar oluşturuyordu.


Abhaz’ların geleneksel aile yapısı da ataerkil özellikler taşır. Her Abhaz, kökleri yüzyıllar öncesine uzanan bir soya (Ajüla) mensuptur. Sayıları binlere ulaşsa bile aynı soya mensup olan ve aynı soy adını taşıyan herkes birbiriyle akraba sayılır ve aralarında evlenme yasağı vardır. Bu yasağa anne tarafından akrabalar da dahildir. Komşuluk ve akrabalık dayanışması, konukseverlik, kan davası, yaşlılara saygı geleneksel Abhaz yaşamında önemli yer tutar. Yaşlılar bugün de ailede ve toplumda özel bir saygı görürler. Bu, Abhaz’ların uzun ömürlülüğünün sosyal nedenlerinden biri sayılır.


Abhaz’ların etno-psikolojik yapısı büyük ölçüde, bireyin toplumla ve doğayla ilişkisini düzenleyen geleneksel “Apsuvara” (Abhaz'lık) normlarıyla biçimlenmiştir. Ortaçağ Avrupa şövalyelerinin seçkin davranış biçimini anımsatan, incelikle işlenmiş davranış-görgü normları Apsuvara’nın ayrılmaz parçasıdır. Abhaz’ların günlük yaşamdaki davranışları bugün de seremonik özellikler taşır

.
Murat Papşu, Atlas, Mart 2003

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

... Trıukşta Ytu Abaza-Apsua Kıtkua
- Türkiyedeki Abaza-Abhaz Köyleri ...

 

Adana-Tufanbeyli      POLATPINAR

Adana-Tufanbeyli      İĞDEBELİ

Adana-Tufanbeyli      AKPINAR

Amasya-Merzifon       ÇAYIRKÖY

Balıkesir-Gönen         ÜÇPINAR

Bilecik- Bozüyük        KOVALCA (Bibardkıt)

Bilecik- Pazaryeri      SARNIÇ (Çüijba)

Bilecik-Bozüyük         NANEDERE

Bilecik-Bozüyük         DÜZDAĞ

Bilecik-Bozüyük         KARAÇAYIR

Bilecik-Merkez           KÜNÇEĞİZ

Bilecik-Pazaryeri       ALINCA

Bilecik-Pazaryeri       ELMALI

Bursa-İnegöl              GÖMCÜK (Gedikpınar)

Bursa-İnegöl              KANLIKONAK (Kuarakıt)

Bursa-İnegöl              GÜNEYKESTANE

Bursa-İnegöl              MEZİT (Sulhiye)

Bursa-İnegöl              KESTANEALAN (Kemsekuay)

Bursa-İnegöl              RÜŞTİYE (Kavarköy, Akayüaa)

Bursa-İnegöl              OSMANİYE (Kguarakuay)

Çorum-Alaca             SULTANKÖY

Çorum-Alaca             GÖKÖREN (Bzagokıt)

Düzce-Akçakoca        Malan - ESMAHANIM (Gran)

Düzce-Akçakoca        Malan - DİLAVER (Glöyra)

Düzce-Akçakoca        Malan - DAVUTAĞA (Acıelma, Ağüdzaa)

Düzce-Gölyaka          ÇAYKÖY (Aygdzaa) - Efteniye-

Düzce-Gölyaka          HACISÜLEYMANBEY - Efteniye-

Düzce-Gölyaka          AKSU (Elbuzbey, Maan Elbuz) - Efteniye-

Düzce-Gölyaka          KURAK mah. (Yazlık, Kguırak) - Efteniye-

Düzce-Gölyaka          ZEKERİYA - Efteniye-

Düzce-Gümüşova      YEŞİLYAYLA (Hücacbey)

Düzce-Gümüşova      Nüfren - SOĞUKSU (Apsara)

Düzce-Gümüşova      HALİLBEY - Nüfren - (Tsikhinara)

Düzce-Kaynaşlı          SAZKÖY

Düzce-Kaynaşlı          Darıyeri - HASANBEY

Düzce-Kaynaşlı          Darıyeri - MURATBEY (Argunaa)

Düzce-Kaynaşlı          TAVAK (Katsbey)

Düzce-Kaynaşlı          ÇAMOLUK (Katsbey)

Düzce-Konuralp         AYBAŞI

Düzce-Konuralp         ERDEMLİ

Düzce-Merkez            DERDİN (Gumaa)

Düzce-Merkez            KALEDİBİ (Amtcaa, Cicibey)

Düzce-Merkez            FINDIKLI

Düzce-Merkez            GÜVEN (Çapyak, Mıtsara)

Düzce-Merkez            UĞUR (Mehdibey)

Eskişehir- Hekimdağ BEKTAŞPINAR

Eskişehir-Hekimdağ   TANDIR

Eskişehir-Hekimdağ   TAŞKÖPRÜ

Eskişehir-Merkez       AĞAPINAR (Kurucusu a'Marşan Hacı Hayıt Bey)

Eskişehir-Merkez       YENİKÖY

Eskişehir-Merkez       MUSAÖZÜ (Bağhable)

Kayseri-Pınarbaşı      KAZANCIK

Kayseri-Pınarbaşı      AŞAĞI BORANDERE

Kayseri-Pınarbaşı      YUKARI BORANDERE (Eylahua)

Kayseri-Pınarbaşı      ALTIKESEK (Loukt)

Kayseri-Pınarbaşı      HALİTBEYÖREN (Gunaşey)

Kayseri-Pınarbaşı      YUKARI POTUKLU (İsmeylkıt)

Kocaeli-Gölcük          SELİMİYE (Beyipa)

Kocaeli-Kandıra        FETHİYE (Aturabana, Ağaçlı)

Kocaeli-Merkez         HİKMETİYE (Abbas)

Kütahya-Altıntaş        AYKIRIKÇI (Kırcınakıt)

Sakarya- Karasu        KARAPINAR (Cıl ykıta, Çjlaw)

Sakarya-Akyazı         GEBEŞ

Sakarya-Akyazı         AKBALIK (Açba yikıta)

Sakarya-Akyazı         ORMANKÖY (Osmanşevkiye)

Sakarya-Akyazı         HARMANLI (Tsikhinara, İrfanıevvel)

Sakarya-Akyazı         BUĞDAYLI (Psırdzkha, İrfanısâni)

Sakarya-Akyazı         MESUDİYE (Tsankıt, Tahirbey yikıta)

Sakarya-Akyazı         TAŞBURUN

Sakarya-Akyazı         YONGALIK (Beyzir yikıta)

Sakarya-Akyazı         KEPEKLİ

Sakarya-Akyazı         BEYNEVİT (Kuç yikıta, Yenikonak)

Sakarya-Akyazı         KUZULUK (Geç yikıta)

Sakarya-Akyazı         HASANBEY

Sakarya- Akyazı      Alaagac-Karapurcek-Kuzuluk

Sakarya-Akyazı         PAZARKÖY (Law yikıta)

Sakarya-Akyazı         ALAAĞAÇ (Mahmutsabit)

Sakarya-Akyazı         Bedil-TAHİRBEY (Khaldaxuraa, Balballı)

Sakarya-Akyazı         Bedil-KADİRBEY (Khadirbey yikıta)

Sakarya-Akyazı         BIÇKIDERE (Kaldakhara)

Sakarya-Geyve          BOĞAZKÖY (Cıwaa rkıta, Şahanbey)

Sakarya-Geyve          DOĞANÇAY (Arınaa)

Sakarya-Hendek        SOĞUKSU (Cgerda)

Sakarya-Hendek        SARIYER (Lakraa)

Sakarya-Hendek        ESKİBIÇKI (Bıçkıatik, Tepsek)

Sakarya-Hendek        KALAYIK (Cuvar yikıta, Afdzucaa)

Sakarya-Hendek        YARICA (Kguaraçugea)

Sakarya-Hendek        Nüfren - ÇAKALLIK (Khazlataa)

Sakarya-Hendek        Nüfren - BEYLİCE (Hacıbetbey)

Sakarya-Hendek        Nüfren - BEYKÖY (Amçkuay, Punabey )

Sakarya-Hendek        HÜSEYİNŞEYH (Çıwaa)

Sakarya-Hendek        KARADERE (Simeyhe kıta, Çiğdere)

Sakarya-Hendek        ZOYBEK mah. (Adzagua Taguarakg, Zorbekbey)

Sakarya-Hendek        UZUNCAORMAN (Tapşaa)

Sakarya-Hendek        AKTEFEK

Sakarya-Hendek        SİVRİTEPE (Awublaa yikıta)

Sakarya-Hendek        KARAÇÖKEK (Çvıjbaa)

Sakarya-Hendek        ÇUKURHAN (Apsara)

Sakarya-Karasu         ADATEPE

Sakarya-Karasu        CAFERİYE - MELEN AĞZI (Açba)

Sakarya-Karasu         SELAHİYE (Kobaşlar, Bganaa)

Sakarya-Karasu       KOYUNAĞILI (Kuc Yıkıta)

Sakarya-Karasu       KUŞCA (Çuluh Yıkıta)

Sakarya-Kocaali        CAFERİYE (Malan du)

Sakarya-Merkez        ACIELMALIK

Sakarya-Merkez        ORTAKÖY

Sakarya-Merkez        ŞÜKRİYE (Dağlacaa)

Sakarya-Merkez        KEMALİYE (Xuamışaa)

Sakarya-Merkez        ÇAYBAŞI (Açaa rkıta, Yeniköy)

Sakarya-Merkez        Kayalar - REŞİTBEY (Şakhrıl yikıta, Lıkhaa)

Sakarya-Merkez        Kayalar - MEMDUHİYE (Maan yikıta)

Sakarya-Merkez        HARMANTEPE (Apşaarıxua)

Sakarya-Merkez        KOYUNAĞILI

Sakarya-Sapanca      KURTKÖY

Samsun-Çarşamba    TEPEALTI

Samsun-Havza          HURDAZ (Cevizlik, Xuırdaz)

Samsun-Havza          KARAMEŞE (Blatkıt)

Samsun-Kavak          ÇARIKLIBAŞI (Apsuvara)

Samsun-Vezirköprü   AĞCAALAN

Samsun-Vezirköprü   AĞCAYAZI (Üçgöz, Abazalar)

Sivas-Şarkışla            TAVLADERE (Tarkulere)

Sivas-Şarkışla            DEMİRBOĞA

Sivas-Şarkışla            MERKEZ (Çerkes) KARACAÖREN

Sivas-Şarkışla            YENİYAPAN (Sidkıt)

Sivas-Yıldızeli            DIRMICKIT ?

Sivas-Yıldızeli            HALKAÇAYIR

Sivas-Yıldızeli            ÇIRÇIR (Kaledes)

Sivas-Yıldızeli            BULAMUR

Tokat-Artova              ALPUDERE

Tokat-Erbaa               FINDICAK (Tramktdu)

Tokat-Turhal              HAMİDİYE

Tokat-Zile                  UĞURLUÖREN (Khamardkıt, Zehledin)

Tokat-Zile                  KÜÇÜKÖZLÜ (Kazıklı, Kılçkıt)

Yozgat-Aydıncık         BAKIRBOĞAZI (Darıkokıt, Çerkesbakır)

Yozgat-Aydıncık         MERCİMEKÖREN (Tramktçguın)

Yozgat-Aydıncık         AĞILLI (Ağılkıt)

Yozgat-Çekerek         FUADİYE (Kendirlik, Khuzğuın)

Yozgat-Çekerek         ÇAYIRÖZÜ (Çervez)

Yozgat-Saraykent      KESİKKÖPRÜ (Tambikhuay)

Yozgat-Sorgun           AYVALI

Yozgat-Sorgun           OSMANİYE (Loukt)

 

Yadzıgalız (Derleyen): HABAT ŞOGAN 2005.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Abhazca

Vikipedi, özgür ansiklopedi

 

Abhazca
Аҧсуа

Konuşulduğu ülkeler:

Abhazya/Gürcistan, Türkiye

Konuşan kişi sayısı:

200,000

Sıralama:

 

Dil Grubu Sınıflandırma:

Kafkas dilleri

Kuzeybatı Kafkas dilleri

Abhazca

Resmî Durum

Resmî dil olduğu ülkeler:

Abhazya

Dili düzenleyen kurum:

-

Alfabe:

 

Dil Kodları

ISO 639-1

ab

ISO 639-2

abk

SIL

 

Ayrıca bakınız: Dil – Dil aileleri

Vikipedi'nin
Abhazca sürümü

Abhazca (Abhazca: аҧсуа бызшәа / Asva bezšea]), çoğunluğu Abhazya'da yaşayan Abhaz'ların konuştuğu dil. Kuzeybatı Kafkas dillerinden biridir. Ayrıca Gürcistan'ın Abhazya dışındaki yerlerinde ve Türkiye'nin bazı yerlerinde de konuşulur. Bir başka Kuzeybatı Kafkas dili olan Abazaca, Abhazca'ya en yakın dildir.

Abhazca eski SSCB halklarının konuştuğu diller arasında en zor olanlardan biri olarak kabul edilir. Kuzeybatı Kafkas dilleri arasında yer alan bu dil Prof. Turçaninov'a göre eski SSCB topraklarında yaşayan halkların dilleri arasında en eski yazılı dildir. Kuban ve Kolkhide kazılarında çıkan tabletlerin Abazaca olduğuna dikkat ceken Turçaninov Abhazca'nın en az 3200 yıllık geçmişe sahip bir yazı dili olduğunu kaydeder. Antik çağdan sonra alfabesini bir şekilde terk eden abhazlar yeni bir alfabeye ancak 19. yy da kavuşabileceklerdir. Bilimsel anlamda Abhazca üzerine çalışan ilk isim bir Rus generali olan Baron von Uslar olmuştur. 19. yy ın ikinci yarısında Kafkasya'ya gelen Uslar kısa sürede Abhazca'yı öğrenerek 1862 yılında Kril alfabesiyle hazırladığı Abhazca gramer taslağını bastırmıştır. Ardından 1865 yılında hristiyanlığın yayılmasında kullanılmak üzere bir Abhaz alfabesi hazırlayan Uslar bu alfabe sayesinde Abhazca çeşitli dini kitapların ve ders kitaplarının yayınlanmasına katkıda bulunur. Dirmit Gulya 1892 yılında Konstantin Maçavarayan'la birlikte Anban adı verilen Abhaz alfabesini hazırlamıştır. İlk Abhazca gazete olan Apsnı 1919 da D. Gulya'nın rektörlüğünde yayınlanmaya başladı. İskoç kökenli bilim adamı Nikolay Marr 1926 yılında 75 karakterli bir analitik Abhaz alfabesi hazırlar. 1928 yılında yazım dilinin Latin'leştirilmesi projesi kapsamında N. Yakovlev tarafından oluşturulan Latin temelli Abhaz alfabesi 10 yıl süre ile kullanılmıştır. 1936 - 38 yılları arasında SSCB genelinde Kril yazı sistemi standartlaştırılır ve yazı sistemleri yeni olan  Kuzey Kafkas halkları için Kril esaslı yeni alfabeler hazırlanır. Etnik ve kültürel açıdan diğer Kafkas halkları ile akraba olmalarına karşın Abhaz'lar ve Güney Osetya Oset'leri Gürcistan'a bağlı oldukları gerekçesi ile 1938 den başlayarak Gürcü esaslı alfabeler kullanmak durumunda bırakılırlar. Abhaz'lar Stalin'in ölümüne kadar kullandıkları Gürcü temelli Abhaz Alfabesi'nden sonra 1954 tarihinde genişletilmiş kril esaslı bu günkü alfabeye geçmişlerdir. Sessiz diller bakımından son derece zengin bir dil olan Abhazca'nın alfabesi çeşitli ek ve kombinasyonlarla zenginleştirilmiş 65 harften oluşmaktadır. Abhazca'nın iki aksanı bulunmaktadır. Bunlar Kuzey Abhazya'da kullanılan Bzıp ve Güney Abhazya'daki Abjıwa aksanlarıdır. Bzıp 67 sessiz içerirken Abjıwa aksanında 58 sessiz yer almaktadır. Abhazca üzerinde bilimsel anlamda ilk çalışan isim olan Uslar Bzıp aksanını esas almıştı. Bu gün Modern Abhazca'nın yazım ve edebiyat dili Abjıwa aksanı üzerine kurulmuştur. 1989 nüfus sayım sonuçlarına göre tüm SSCB topraklarında yaşayan 102.938 Abhaz'ın %93.3 ü anadilini bilmektedir. Kafkasya dışında Türkiye başta olmak üzere Ürdün Suriye ve çeşitli Avrupa ülkelerindeki yaklaşık 300.000 Abhaz'ın önemli bir bölümü de Abhazca bilmektedir. ( Habat Şogan'dan alıntıdır. )

Abhaz Kiril alfabesi

Abhaz alfabesi

Harf (Kiril)

Transliterasyon

IPA Karşılığı

Harf (Kiril)

Transliterasyon

IPA Karşılığı

Аа

a

/a/

Мм

m

/m/

Бб

b

/b/

Нн

n

/n/

Вв

v

/v/

Оо

o

/o/

Гг

g

/g/

Ҩҩ

/ɥ/

Гьгь

g'

/gʲ/

Пп

p

/pʼ/

Ҕҕ

/ɣ/

Ҧҧ

/p/

Ҕьҕь

g̍'

/ɣʲ/

Рр

r

/r/

Дд

d

/d/

Сс

s

/s/

Дəдə

do

/dʷ/

Тт

t

/tʼ/

Џџ

ǰ

/dʐ/

Тəтə

to

/tʷʼ/

Џьџь

ǰ'

/ʥ/

Ҭҭ

/t/

Ее

e

/e/

Ҭəҭə

o

/tʷ/

Ҽҽ

/ʦ̢/

Уу

u

/w, u/

Ҿҿ

c̨̍

/ʦ̢ʼ/

Фф

f

/f/

Жж

ž

/ʐ/

Хх

x

/x/

Жьжь

ž'

/ʑ/

Хьхь

x'

/xʲ/

Жəжə

žo

/ʐʷ/

Ҳҳ

/ћ/

Зз

z

/z/

Ҳəҳə

o

ʷ/

Ʒʒ

ʒ

/ʣ/

Цц

c

/ʦ/

Ʒəʒə

ʒo

/ʣʷ/

Цəцə

co

/ʦʷ/

Ии

i

/i, j/

Ҵҵ

/ʦʼ/

Кк

k

/kʼ/

Ҵəҵə

o

/ʦʷʼ/

Кькь

k'

/kʲʼ/

Чч

č

/tɕ/

Ққ

/k/

Ҷҷ

č̢

/tɕʼ/

Қьқь

k̢'

/kʲ/

Шш

š

/ʂ/

Ҟҟ

/qʼ/

Шьшь

š'

/ɕ/

Ҟьҟь

k̄'

/qʲʼ/

Шəшə

šo

/ʂʷ/

Лл

l

/l/

Ыы

y

/ə/

"http://tr.wikipedia.org/wiki/Abhazca"'dan alındı

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Marşan'lar hakkında ek bilgi için bakınız:

Abhazya Tarihi, Valeri Beygua, Çeviren: Mahinur Tuna, As Yayın, İstanbul 2001

ABHAZYA TARİHİ

Güney Kafkasya'nın batısında, dağlarla deniz arasında uzanan, dört mevsimi bağrında barındıran, kıyılarında subtropikal bitki örtüsü, dağlarında bembeyaz karlar bulunan, Tanrı armağanı, masal diyarı "cennet" diye anılan bir ülkedir Abhazya. Bir zamanlar altın topuklu "Khi Sargutsa Sataney Guasa" yaşarmış, bu cennetin ırmaklarında. 99 yiğit doğurmuş "Nart" adında. Sonra Abhaz Prometheus'u "Abritskil" çıkmış, Abhazya ve Abhaz'lari korumak adına. Fazla insancıl ve özgür olmanın bedelini bir mağarada zincire vurularak ödemiş, ama Abritskil ölmemiş.

Altın diyarı anlamında hep "Kol-khi-da" demişler buralara. Bunu duyan Argonot'lar yelken açmış "Altin Post"u aramaya. Arkasından; altın kalpli "Ri-khi-Zushan" çıkagelmiş Kenan'dan. İsa'nin 12 havarisinden biri olan, Kenan'lı Aziz Simon ölünceye dek, buradan yürütmüş misyonunu. Ölünce de, "Burada gömülmesi gerek." demişler. Abhazya'da her güzel ve kutsal şey "altin" sözcüğü ile tanımlanır; Khi-jülara, Khirçüaçüa, Khi-rdzi, Khi-bla gibi.

Altın soylu Marşan'ların atası "Khi-Rips" ve çocuklari "Khi-Mukuarasa", "Khi-Sabat", "Khi-Marasa" da bu kutsal ünvanı alır.

Derken hemen öğrenirler, İpek Yolu'nun buradan geçtiğini. Roma ve Bizans ticari koloniler kurar kıyılara. Venedik ve Ceneviz korsanlarını salar limanlara. İnsan ticareti başlar yayılmaya.

Arap, Acem, Moğol, Rus ve Osmanli, sonunda da Gürcü; savaş alanı yapar bu yemyeşil ormanı.

Oysa bir zamanlar; Hazar Hakanı'nın damadı, Gürcü Kralları'nın dayısı, bir Bizans İmparatoru'nun bacanağı, öbürünün teyze çocuğu, birçok komşu kralın dünürüdür Abhaz Kralları. Sonra da, Osmanli padisahlarının anaları olmus kızları. Ama fayda etmemiş Abhazlar'ın bu dostluk ve akrabalıkları.

Mısır'da Memlük, Osmanlı'da Vezir, sürgünde rezil olmuş. Çar'ın generali, Kral'ın naibi, Lenin'in dostu, Stalin'in düşmanı, Şevardnadze'nin "ayrılıkçı" diyerek savaştığı, şimdi de Agit'in "Barıştıracağım!" diye uğrastığı bir ülke olmuş Abhazya.

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Marşan'lar hakkında ek bilgi için bakınız:

19. YUZYILDA BİR ABAZA TOPLULUĞU: PSHULAR

Pshularda en önde gelen yeri prens ailesi Marşan'lar tutuyor. Prens Temurkva Masıpa Marşan ve oğlu Pşmaf toplumda en büyük saygıyı görüyorlar. Pshuların ...
 

 http://www.circassianworld.com/TR/AbazaPshuToplulugu.pdf

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Marşan'lar hakkında ek bilgi için bakınız:

APSİLYA VE TSABAL
Hazırlayan: Papapha Mahinur Tuna
Tarih Dizisi: 3
As yayın, Temmuz 2001


Marşanlar'ın yönetiminde olan Tsabal'dan sürülen Abhaz'lar ve Diaspora'daki Tsabal'lılar'ın listesi
Adından ilk kez MÖ 2000 yılında söz edilen Apsilya, Kodor Boğazı çevresinde oluşan ilk Abhaz devletlerinden birisidir. Bu devletin başkenti olan Tsabal, stratejik, politik, askeri, ticari, kültürel ve arkeolojik yönden son derece zengindir.

 

Tsabal yakınından bir görünüm

Kaynak: "Waterfall near Tsabal village."  www.radiosoma.com

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Marşan'lar hakkında ek bilgi için bakınız:

 

ÇERKES BOYLARI ETNOGRAFYASI
 

Abazek’ler veya Abzakh’lar. Şhaguaşe ve kolları olan Kurdjips, Pşeha, Pkatz, Tifizep, Laba ve kolları ile Psızag, Şeguıpsın, Hağuır, Farz, Psıj ve şimdi Bjeduğ bölgesinde bulunan Nart, Pças, Psekups ile, kolları Dus, Tsoak, Çib, Unabat ve Abzakh’larla Şapsığ'lar arasında sınır çizen Sup ırmağı vadilerinde yaşarlardı. Abzakh'ları daha çok Adığe-Abaza veya Wubıkh-Abaza karışımı bir halk olarak gören ve savunan görüşler vardır.(14) Abzakh halkı kendi ismi ile ilgili şöyle bir yorum da yapmaktadır: “Abaza(m)-ikh” = “Abazaların berisinde” deyimi bu topluma isim olmuştur. Gerçekten de Abzakh'lar Kuzey Abaza'larının kuzeyinde yaşarlardı. Abzakh'lerin Çerkes boyları arasında yeri çok önemlidir. Bu halkın demokratik bir toplum yapısı vardı. Metalurji açısından ünlü Pças vadisindeki demir ve Kurdjıp vadisindeki yatakların işletilmesi ile uğraşırlardı. Abzekh’ler Wubıkh'ler ve Kuzey Abaza'ları ile birlikte Rus'larla yapılan savaşlarda çok önemli rolleri vardı. Bu gün Adığey cumhuriyetini oluşturan Adığe boyları arasında sayıları çok azalmıştır. Büyük bölümü Diyaspora'da yaşamaktadır.........

Besleney'ler veya Beslenie’lerin, Prens Kanokua yönetiminde Küçük Kaberdey’den Batıya geldikleri anlatılır. Abzekh’lerin doğusunda, Aşağı urup vadisinde, büyük ve küçük Labe ile Kodz ve Psıfır vadilerinde otururlardı. Makhoş, Aşıwua ve Aşkarıwua Abaza'ları ile komşu idiler. Besleney'ler, Çerkes'lerin Aristokratik geleneklerini sürdüren şövalye ruhlu bir kolu olarak tanınmışlardır. İnceliğin, yalnız kendi topraklarında değil, tüm Kafkasya da sembolü idiler. X. Glovani için; “Büyük Soyluluk.... Dünyanın en güzel ırkı, diğer kantonlar onlara soylulukları kadar yiğitlikleri nedeni ile de saygı duyarlardı. ........

Khabardey'ler: Khabardey grubunda coğrafi açıdan bir bölünme görülür; Büyük ve küçük Khabardey. 1759 da Prens Kurgoko Alkhokue partizanları ile birlikte Khabardey'i terk ederek Terek ırmağının sol kıyılarına gelmiş ve Mozdok (Mezdegau=Sağır orman) kentini kurmuştur. Bir zamanlar bütün Kafkasya üzerinde egemenliği sağlayan Çerkes'lerin bu güçlü kolu, 18. yüzyıldan başlayarak bu günkü durumlarına getirilmişlerdir. Günümüz Khabardey'lerinin büyük bir bölümü, Çegem, Bakhsan, Malka, Podkumakh, Kuma ırmakları havzalarında ve Mezdegu de otururlar. Ayrıca Zelençuk vadisinde ve bu günkü Adığe topraklarında da kolonileri bulunmaktadır. Kafkasya dışında Diyaspora Khabardey'lerinin en büyük gurubu Türkiyede Uzunyayla köylerinde, Sivas, Tokat, Eskişehir, Mersin ve Bandırma’ya bağlı Khabardey köylerinde, Ürdün, Suriye'de yaşamaktadırlar...........

Doğuda Swan'larla komşu olan Khirips’ler. Bu boyun yöneticileri olan
Marşan soyu bu gün Kuzey Abaza'ları arasında Khirips Klan Aile ismi ile anılmakta olup bu klan aile Türkiye’de Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Halkaçayır Köyü'ne, Eskişehir’in Musaözü Köyü'ne ve Suriye'de Golan'a yerleşmişlerdir. Aşkarıwua’ların Psılbarıpş gurubunun başı olan Yismeyl’ler, Pınarbaşı'nın Borandere Köyü'ne yerleşen Yel’ıukh’lar ve Khirips soyunun Marşan’ların kolları iken ayrılarak bağımsız sülaleler haline geldikleri Aşkarıwua halkı arasında halen anlatılmaktadır.

Agın yöresinde oturan Tchaji'ler. Sohum’un Kuzeyinde, Wubıkh’lere yakın oturan Sadz’lar. Abhaz'ların en yakın akrabaları olan Abaza'lar (Abazin'ler) veya Kuzey Abaza'ları: Abhaz'ların “Aşıwua-Aşkarıwua” genel adları ile andıkları Abaza'larda çok sayıda kabile ismine rastlanır. Başlıcalar yazı dizimizin geçen bölümlerinde detaylı bir biçimde anlatıldığından burada yeniden ele alınmayacaktır

Psega ırmağı kıyılarında ve Psıj yörelerinde Ademiy'ler, bu boyun ismi bu gün Khabardey'ler arasında bir aile ismi olarak, Adığey gurubunun arasında ise bir köy ismi olarak yaşamaktadır......

Şapsığ veya Şapsok’lar. Nutıkay’ların doğusunda Ubın Psıkabe, Afips Khobl, Antihi, Bugindur, Abin, Of, Koaf, Thebek, Satassa, Bakan, Sagta, Jinz, Ubin, Ulyaps ve Kuçubab ırmakları yörelerinde ve Kafkas sıradağları yamaçlarında Psizuy vadisinde oturmuşlardır. Şapsığ'ların Khabardey'lerle aynı kökten oldukları savı da ileri sürülmüştür. (Klaproth) diğer yazarlara göre, (Güldenstaedt ve Pallas v.b) Şapsığ'lar Kuzey Abaza'larının bir önemli koludur. Daha başka bir sava göre ise, Adığe-Abaza karışımından gelmedir. (Boronevsky) Her ne olursa olsun Şapsığ diyalekti, Bjeduğ, Kemirgoey ve Kiakh gurubunun diğer Çerkes diyalektlerinden çok az bir farklılaşma gösterir........

Eisk ve Beisug körfezleri arasındaki yarımadada yaşayan “Grun”lar. Bu güzel Çerkes ırkı bu gün aynı yerde değildir. Bölgenin Ukrayna Kazak'ları (Don Kazakları) tarafından işgal edilmesi üzerine güneye göç edip diğer Çerkes boylarına karışmışlar ve bu boyların diyalektik özelliklerini almışlardır

Jane’ler; Kuban'ın kuzey kıyılarında otururlardı. Daha sonra Bjeduğ'lar tarafından Detliort (Kara Kuban) adasına ve Mezitşeplıj (Kızıl Orman)’a sürüldüler. 1778 yılında Rus orduları yaklaştığı zaman Jane’ler Kuban’ın güney kıyılarına çekildiler. 1864’e kadar Pşet ve Khoklay ırmakları kıyılarında, Anapa yakınlarında, Adaguım ırmağı kıyılarında Prens Zanıko ve Prens Medavcoko yönetiminde yaşıyorlardı.....

Bjeduğ'lar: Şapsığ'ların doğusunda, Psıj, Phşıkomat, Pçaş, Psekups, Nart, Çebi, Unabat, ırmakları yörelerinde otururlardı. Adlarını destan kahramanı iki kardeş Prens Kerkin ve Khamiş’ten alan Kerkeniy, Khamişiy olarak iki kola ayrılırlardı. Bu kolları X. Glovani Kemirgoey’lerin içerisinde sıralar (13) Kazakların gelmesinden önce Kuban’ın kuzeyi, Bugünkü Krasnodar kentinin bulunduğu yerler Bjeduğ toprağı idi. Bu yerlerin usların eline geçmesi ve Krasnodar kalesinin kurularak Çariçe'ye doğum günü armağanı olarak verilmesi üzerine Bjeduğ Prensi Boletıkua, Khabardey’e dayıları olan Hadokşokue’lere sığınır, ırmağın güneyine geçen Bjeduğ halkı ise Kemirgoey’lerle birlikte kalan Çerkes Kiakh’ların önemli kitlesini oluşturmaktadır. Bjeduğ'lar metalürji ve maden ustası olarak tanınırlardı. Ülkenin güneyinde gümüş yatakları ünlüdür.......

Karadeniz’e doğru batıda yer alan Kiakh’lar ve Kiakh'lara göre, doğuda, yüksekte oturanlar. (Şha=Baş) anlamına gelen Şhag adını alan Khabardey’ler(10) Bu ayırım salt coğrafi değildir. İki gurubun konuştuğu diyalektler arasında kimi farklar vardır. Kemirgoy, Bjeduğ, Abadzekh, Şapsığ, Hatukoy’lerden oluşan Kiakh’larda çok küçük nüanslar dışında diyalekt farklılığı görülmez. Yalınız Besleney'lerin bu sınıflandırmadaki yeri kuşku yaratmaktadır. Çerkes dillerinden en güzel ses uyumunu ve nüansı taşıyan Besleneyce, Khabardeyce, ve Kiakh gurubuna aynı yakınlıktadır..........

NartAjans Forum (http://www.nartajans.net/forum/index.php)

-   Diğer (http://www.nartajans.net/forum/forumdisplay.php?f=14)

-   -   Çerkes boyları etnografyası (http://www.nartajans.net/forum/showthread.php?t=34

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Marşan'lar hakkında ek bilgi için bakınız:

 

SURİYE’DEKİ ÇERKES TOPLULUĞUNUN TARİHİNDEN


A.V. Kuşhabiyev
Adige, Kültür-Tarih Dergisi-Mıyekuape (Maykop) Sayı:3, 1991
Çeviren: Murat Papşu
Kaynak: Yedi Yıldız Dergisi, 1994, Yıl:1, Sayı:4 Sayfa:18-19-20-21

 

Şam'da Çerkes'ler

URL:http://www.adygaunion.com/gallery/displayimage.php?pos=-10342

 

1872 yılında bine yakın Çerkes, Hama ve Humus şehirleri civarına ve Havran Sancağı (1) sınırları içindeki Golan Tepeleri’ne yerleştirildi.

Çerkeslerin Suriye’ye asıl göç dalgası, başta Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa topraklarından olmak üzere 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı yıllarında başladı. Kafkasya’dan toplu göç yıllarında çok sayıda Çerkes bugünkü Yugoslavya, Bulgaristan, Romanya, Kıbrıs ve Girit adalarına yerleştirilmişti. Rus Çarlığı’nın resmi istatistiki verilerine göre 1876’da balkanlarda 150.000’den fazla Çerkes yaşıyordu. Bunlardan 90.000’e yakını Bulgaristan’daydı. Çerkesler bu bölgeye Osmanlı Hükümeti tarafından Hıristiyan halkların ulusal-kurtuluş hareketleriyle mücadele etmek amacıyla yerleştirilmişlerdi. Nisan 1876’da Bulgaristan’da çıkan ayaklanmada ve Osmanlı-Rus Savaşı sırasında düzensiz Çerkes süvarileri, Osmanlı Ordusu’nun en iyi birliklerinden biri olarak cephenin en sıcak yerlerine atıldılar.

Golan'da Çerkes'ler

URL:http://www.adygaunion.com/gallery/displayimage.php?pos=-9206

Aralık 1876-Ocak 1877’de İstanbul’da yapılan Avrupa Devletleri Konferansı’nda Çerkeslerin Balkanlardan, İmparatorluğun Asya vilayetlerine yerleştirilmesi düşüncesi ortaya atıldı.

Rus Ordusu’nun saldırısıyla Çerkesler köylerini terk ettiler ve Osmanlı Ordusu’nun geri çekilen birlikleriyle birlikte yollara düştüler. Ağustos 1878’de Flipopol’de toplanan Rus Komutanlığı Konseyi Çerkesler dışında evlerini terk eden bütün Müslümanlara Bulgaristan’a geri dönebilmek hakkının tanınması kararını aldı. Bu zamana kadar Bulgaristan’ı terk etme zamanı bulamayan Çerkesler ise yerel yönetimlerin tasarrufuyla Bulgaristan Prensliği sınırları dışına yerleştirilecekti. San Stefan ve Berlin Barış antlaşmaları kararlarında, Balkanlardan göç etmek zorunda kalan Çerkesler sorunu bir kenara bırakıldı. Sadece Sultan’ın sınır garnizonlarında Çerkes düzensiz birliklerini kullanmamakla yükümlü olduğu karara bağlandı. Böylece Çerkes göçmenler ikinci kez, hem bu devletler, hem de Osmanlı İmparatorluğu tarafından bundan sonraki yaşamlarını kurmak için her türlü hak ve garantiden mahrum bırakıldılar.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın bitmesinden sonra Kuzey Kafkasya’dan göç, Terek Bölgesi, Abhazya ve Dağıstan’daki antikolonyalist ayaklanma nedeniyle iyice arttı. Bu göçmenlerin bir kısmı Suriye ve Filistin’e yollandı.

1878 ilkbaharından başlayarak iki yıl boyunca Suriye kıyılarına düzenli olarak Balkanlardan ve Kafkasya’dan gelen Çerkes göçmenleri taşıyan Osmanlı ve Avrupa gemileri yanaştı. Göç son derece zor koşullarda gerçekleşiyordu. Göçmenler kıyıya çıktıktan sonra sürekli olarak yerleşecekleri bir yer verilmesini bekleyerek açık havada yatıp kalkıyorlardı. Binlerce Çerkes açlıktan ve bir türlü yakalarını bırakmayan bulaşıcı hastalıklardan öldü. Avrupalı elçilerin Çerkes göçünün korkunçluğunu anlatan çok sayıda yayınlanmış ve yayınlanmamış anıları vardır.

Çerkeslerin Kuzey Kafkasya’dan Suriye’ye göçü küçük ölçülerde de olsa 20.yüzyılın 20’li yılları başına kadar sürmüştür.

Golan'da Çerkes'ler

URL:http://www.adygaunion.com/gallery/displayimage.php?pos=-9204

Çerkeslerin yoğun olarak Golan Tepelerine (2) Mavera-i Ürdün’e (Transürdün), Hama, Humus ve Halep kentlerinin yakınlarına yerleştiler. Kurdukları Amman, Ceraş, Kuneytra ve Mumbuc köyleri zamanla büyüyerek kentlere dönüştü. (3)

Suriye’ye göç eden Çerkeslerin sayısını tam olarak belirlemek zordur. 1878-1880 yıllarındaki nakilleri yönetimler tarafından sağlam bir istatistik kaydı tutulmadan gerçekleşti. Çerkeslerin kendileri de istatistik kaydı tutacak durumda değildiler. Üstelik Balkanlar’dan ikinci göç döneminde önemli bir bölümü ölmüştü. Şam ve Beyrut’taki Rus elçiliklerinin verilerine göre, 1878-1880 yıllarında Suriye’ye göç eden Çerkeslerin sayısı 40.000-50.000 arasında değişmektedir. Türkiyeli tarihçi Çerkes İzzet Aydemir, yaptığı araştırmalara dayanarak anılan dönemde Suriye’ye 70.000 kadar Çerkes'in yerleştiğini kabul etmektedir. (4) Suriye’de sağlam istatistiki veriler, Mavera-i Ürdün’de 1920’de Fransa ve İngiltere’nin sömürgeci manda yönetiminin kurulmasından sonra elde edilmiştir. 1935’teki sayıma göre Suriye’de 25.000 kişilik nüfus oluşturan 4039 Çerkes ailesi yaşıyordu. Buna göre bir ailenin 5-8 kişiden oluştuğu görülmektedir. Mavera-i Ürdün’deki sekiz Çerkes köyünde aynı dönemde 9000 kişi yaşıyordu; bunlardan 850’si Çeçen’di. Filistin topraklarında (bugünkü İsrail) kurulan iki Çerkes köyünde (5) 30’lu yılların başında 900 nüfus sayılmıştı.

Yönetim, Çerkeslere miri arazi, yani devlet hazinesinden toprak verdi. Dağıtım şu esasa göre yapılıyordu: üç kişiden oluşan aile 70, dört-beş kişilik aile ise 130 dönüm toprak alıyordu. Suriye’ye 1905’te göç eden Anzor ailesinden Kabardey soyluları 600’er dönüm toprak aldılar. Çerkes aileleri toprakları daha önce ait oldukları toplumsal sınıftan bağımsız olarak, (askerlik hizmeti yapmaları karşılığı) feodal askeri-tımar sistemine göre paylaşıyorlardı.

Çerkes göçmenleri yerleştirildikleri bölgelerin ekonomik gelişimine katkıda bulundular. Daha gelişmiş tarım aletleri, tekerlekli arabalar yapmaya, taş evler ve değirmenler inşa etmeye başladılar. Geleneksel tarım tekniklerini geniş ölçüde uyguladılar ve darı, yulaf gibi yeni bitkiler yetiştirdiler. On yıl boyunca Suriye ve Filistin’de bulunan Rys bilim adamı A.Ruppin şunları yazıyor: Çerkesler beraberlerinde Kafkasya’dan daha gelişmiş tarım aletleri alışkanlıklarını, yük arabası (iki yekpare ağaç tekerlekli ve demir çemberli) kullanımını, yulaf ekimini ve ev aletlerinde büyük bir nizam getirdiler. Ayrıca çalışkanlar; tarlalarını taşlardan temizliyorlar ve hemen hepsi varlıklı sayılabilecek yaşam düzeyine eriştiler.

İlk günlerden itibaren Osmanlı yönetimi Çerkesleri idari ve askeri hizmete, en başta da polis teşkilatına almaya başladı. Amman’da çevre sakinlerinden 300 kişilik bir polis süvari birliği oluşturuldu. Başında Mirza Vasfi bulunuyordu. Çerkes polislerden oluşan bunun gibi süvari bölükleri Kuneytra’da, Halep’te, Ceraş ve Kerak’da (6) yerleşmişti. Bu birliklere halktan vergi toplamak, ana yolları korumak ve en başta da hükümete boyun eğmeyen Bedevi kabileleriyle mücadele etmek gibi görevler verilmişti. Bu kabileler düzenli ordu kuruluşuyla organize oluyorlar, ustaca silah kullanan kişilerle takviye ediliyorlar ve silahlı kuvvetlerin en iyi birliklerinden birini oluşturuyorlardı. Polis teşkilatındaki hizmet düzenli ordudaki hizmetle bir sayılıyordu. Çerkes birlikleri Dürzilerin ve şehirlilerin isyanlarını bastırmakta kullanılıyordu. Onlar sayesinde Bedevi kabilelerinin tarım bölgelerine basınları sona erdi ve bu kabilelerin bir kısmı da hükümetin itaati altına sokuldu.    

Çerkes göçmenleri komşu halklarla mücadeleye sürüklemek amacıyla Osmanlı yönetimi çözümsüz bir çekişmeyi, arazi anlaşmazlığını körükledi. Çerkeslerin Sultan’ın hediyesi olarak aldıkları toprakları Bedeviler, Dürziler, Kürtler ve Fellah Araplar kendi otlakları sayıyorlardı. Görüşmeler genellikle başarıya ulaşmadı ve tartışan taraflar silaha sarıldılar.

Golan Tepeleri’ne yerleşen Çerkesler daha ilk günlerde oradaki göçebe Bedevi Fadıl kabilesinin saldırısına uğradılar. İlk önce iki taraf arasında silahlı çatışma meydana geldi. Bunu Bedevilerin, Çerkes köyü Mansura’ya büyük bir baskın düzenlemeleri izledi. Osmanlı yönetimi bu olaydan yararlandı ve Bedevilerin üzerine tenkil seferi düzenledi. Bu seferin ardından Çerkesler, kan davası geleneğine uyarak göçebelere karşı saldırı düzenlediler.

Şam’daki İngiliz elçisinin raporunda 15 Ağustos 1881’de Kuneytra yakınlarında Çerkeslerle Fadıl kabilesi arasında olağan çarpışmalar meydana geldiği bildiriliyor. Her iki taraftan da bu çatışmaya birkaç yüz kişi katılmıştı. Çatışma, ölü ve yaralı olarak birkaç kişi kaybeden Bedevilerin geri püskürtülmesiyle sona erdi. Çerkeslerin de yaklaşık o kadar kaybı vardı.

Aynı yıl Golan Tepeleri’ndeki Çerkesler ve Fadıl kabilesi arasında barış antlaşması yapıldı. Zamanla dağınık haldeki göçebe kabilelere üstünlük sağlayan Çerkesler bir kısmını Golan Tepeleri’nden çıkarmayı başardılar.

Barış antlaşmasının imzalanmasıyla Beni Sahr kabilesinin Mavera-i Ürdün’e yerleşen Çerkesleri oradan çıkarma girişimleri de sona erdi. Fakat meydana gelen olayların çoğunda Bedevi-Çerkes anlaşmazlığı kan davası özelliği kazandı ve uzun yıllar boyunca sürdü. Öyle ki Çerkesler tarafından 1878’de Halep yakınlarında kurulan Mumbuc köyü, göçmenlere tahsis edilen topraklar üzerinde hak iddia eden iki kabilenin –Abu Sultan ve Beni Said- saldırısına uğradı. Mumbuclularla göçebeler arasındaki mücadele 20.yüzyıl ortalarına kadar sürdü.

Bedevilerle çatışmalarda Çerkesler savaş yeteneği ve silah bakımından üstünlük sağlıyorlardı; fakat sayı olarak onlardan önemli ölçüde geri kalıyorlardı. Üstelik Çerkes köylerinin aynı zamanda iki veya daha fazla kabileyle mücadele etmesi gerekiyordu. Bedevi-Çerkes anlaşmazlıklarında her iki taraf da çeşitli düşmanca eylemlerde bulunuyorlardı. Göçebeler sığırlarını Çerkeslerin tarlalarına sürüyorlar ve ekinlerini çiğnetiyorlardı. Bazen de Çerkesler bu sürülere el koyuyorlar, su kaynaklarına Bedevileri yaklaştırmıyorlardı.

Özellikle arazi anlaşmazlığından kaynaklanan Dürzi-Çerkes çatışması sürekli ve kanlı bir hal almıştı. Dürziler de Bedeviler gibi eskiden beri Golan tepelerinde hak iddia ediyorlardı. Önceleri Dürziler keşif hareketleriyle ve Çerkes köylerine ateş etmekle yetiniyorlardı. 1881 yılında Çerkesler üzerine birkaç büyük baskın düzenlediler. Ancak bu baskınlar basanlar adına başarısızlıkla sonuçlandı; 600 kişilik Dürzi birliği Mansura köyüne yaptığı baskında bozguna uğradı. Bu olayları Çerkes süvarilerinin Dürzi bölgelerine karşı baskınları izledi. Düşman tarafların barış anlaşmasına vardıkları 1889 yılına kadar kanlı çarpışmalar meydana geldi.

1894’de yeni bir çatışma patlak verdi. Buna bir Dürzi grubunun küçük bir sürüyle yol alan Çerkes çiftine saldırması neden oldu. Çatışma sırasında Çerkes kadını öldürüldü. Kafkas geleneklerine göre bir kadının öldürülmesi çok ağır suç sayılıyordu. Fakat Çerkes yaşlıları gençlerin intikam almasını yasaklayarak suçluların cezalandırılması talebiyle Kuneytra kaymakamına başvurdular ve meydana gelen olayın incelenmesi için Dürzi şeyhlerine bir heyet gönderdiler. Şeyhler olaydan dolayı üzüntülerini belirttiler ve şeriat kurallarına göre kan bedelini (300 Türk Lirası) ödemeye ve teşhis edilmesi durumunda da suçluları vermeye hazır olduklarını bildirdiler. Fakat bu sadece bir taktikti. Anlaşma gereğince Çerkes temsilcileri teşhis için yola çıktılar, fakat yolu kesen Dürzilerin saldırısına uğradılar. Çıkan çatışmada dört Dürzi öldü ve yeniden iki taraf da savaşa hazırlanmaya başladı. Havran’dan Lübnan’ın bütün Dürzi bölgelerine acil yardım çağrısıyla ulaklar salındı. Hasbeyi, Raşeyi, Vadi-Acama’dan Dürzilerin merkezi Mecel-Şems’e doğru hemen müfrezeler yola çıktı. Lübnan’dan para ve silah geldi. Dürzilerin savaş hazırlığına Lübnan valisi Naim Paşa müdahale etmek zorunda kaldı ve onun emriyle bu olayla ilgili adli soruşturma açıldı.

Kuneytra kaymakamı bir jandarma müfrezesiyle savaş hazırlıklarını durdurmak amacıyla Dürzilerin yanına gitti. Fakat esir alındı ve ancak daha önce tutuklanan Dürzilerin karşılığında serbest bırakıldı.

Daha sonra kaymakam, çevredeki köylerden Çerkes savaşçıların toplandığı Mansur’a geldi. Kaymakam davayı yasalara göre soruşturacağına kesinlikle söz vererek dağılmalarını istedi. Çerkesler iktidarın temsilcisine inandılar ve dağıldılar.

24 Mayıs günü sabah saat 10’a doğru 10.000 bin kişi dolaylarındaki Dürzi ordusu Mansur’a yaklaşarak uzaktan ateş açtı. Evlerin pencerelerinden ve çatılarından karşı ateş açıldı. Silah seslerine komşu köylerden Çerkesler koşup geldiler. Çarpışma 14 saat kadar sürdü. Başlangıçta Dürziler köyün yanına kadar yaklaştılar ve içine girmeye çalıştılar. Fakat sayıca üstün olmalarına rağmen Çerkesler tarafından geri püskürtüldüler. Rus elçisi Balyayev’in bildirdiğine göre, bu çatışmada 88 Dürzi öldü. Çerkeslerin kayıpları ise 44 erkek, 4 kadın, 7 çocuk ölü ve 4’de yaralıydı.

Aynı günün akşamı olay yerine vilayetin polis teşkilatı amiri Hüsrev Paşa geldi. Her iki  tarafın liderlerini toplayarak barış anlaşması yapılmasını teklif etti. Ancak Çerkes tarafı sadece Dürzileri suçlu sayarak ve cezalandırılmalarında ısrar ederek bunu kesinlikle reddetti. Polis amiri sadece idari makamlar tarafından tahkikat yapılıncaya kadar hiçbir düşmanca eyleme girişilmeyeceğine dair söz alabildi.

Çerkesler, adli soruşturmadan adil bir sonuç çıkacağından ümitleri olmadığından İstanbul’a yüksek unvan sahiplerine, hatta bizzat Sultan’ın adına resmi makamlar aracılığıyla yazı (tahrirat) gönderdiler. Yazıda Suriye Vilayeti valisi Rauf Paşa’yı Dürzileri gizlice himaye etmekle suçladılar ve değiştirilmesini talep ettiler. Sonuçta vali ve Kuneytra kaymakamı değiştirildi.

Yeni Vali Osman Nuri Paşa, meselenin çabucak kapatılması hakkında İstanbul’dan gelen emri yerine getirerek kendi başkanlığında Dürzi-Çerkes anlaşmazlığını soruşturarak bir komisyon kurdu. Çerkeslere teklif edilen şartlara göre Dürziler Mansurlulara 1000 lira ödeyecekler ve onlardan özür dileyeceklerdi. Mütakere 9 Ağustos’ta yapıldı. Hasbeyi, Raşeyi, Beka-Atı ve Mecel Şems’ten 35 Dürzi şeyhi Mansura’ya geldiler ve özür dilediler.

Yapılan anlaşmaya rağmen, iki taraf da yeni bir çatışma çıkacağı beklentisiyle yaşadılar ve buna hazırlanmaya devam ettiler.

1895 sonbaharında yeni bir Dürzi ayaklanması çıktı. Dürzi ayaklanmaları bir yandan ulusal bağımsızlık karakteri taşıyor, diğer yandan da Hıristiyanların katledilmesi, Fellahların yağmalanması gibi haydutluk eylemlerini de içeriyordu. Havran’da değişik Dürzi bölgelerinden savaşçılar toplandı ve sayıları 10.000 kişiye ulaştı. Kasım ayına kadar Dürzilerin baskınları sonucu 9 köy yakıldı ve masum halktan 100 kişi öldürüldü. Olayların bu şekilde gelişmesi Osmanlı yönetiminin isyancıları bastırmak için askeri birlik teçhiz etmesine uygun bir vesile oldu.

Bu sıralarda Çerkeslerle Dürziler arasında, eski düşmanlığı canlandıran ve yeni çarpışmalara neden olan küçük çatışmalar meydana geldi. 19 Kasım sabahı üç bin kişilik Dürzi ordusu ikiye ayrılarak Mansura köyüne yöneldi. Bir bölümü Çerkeslerin üzerine saldıracak, diğer bölümü de (Fadıl Kabilesi) yan tarafa sarkacaktı. Çerkes ve Bedevi birliklerinin genel toplamı 2000 kişiydi. Başlarında Çerkes ileri gelenlerinden Ançok Ahmet Bey vardı. Birleşik ordu köyden çıktı ve Dürzilerle savaşa tutuştu. Çarpışmanın en şiddetli anında Ahmet Bey öldü ev Çerkes-Bedevi birlikleri geri çekilmeye başladı. Fakat o sırada başında Mirza Bey’in bulunduğu Çerkes polis süvari bölüğü yetişti ve Dürzilere hücum etti. Hemen ardından Beyrut’tan polis birliği yetişti ve o da Dürzilerin üzerine hücum etti. Dürziler savaş meydanında 400 ölü bırakarak kaçtılar. Çerkes ve Bedevi birlikleri Dürzileri kovalayarak Dürzi bölgelerinin içlerine kadar ilerlediler, merkezleri Mecel-Şems’i yakıp yıktılar. Dürzilere karşı oluşturulan orduya, başında Said Paşa’nın bulunduğu Kürt birlikleri de katıldı. Birleşik ordu hücuma devam etti ve Halos, Harar, Ayne Koniye, Zehitu ve Beka Atu köylerini ateşe verdi. 

20 Kasım’da Şam’dan 5’inci Süvari Tümeni komutanı Nuri Paşa komutasında 400 piyade, 200 süvari ve iki dağ topundan oluşan özel görevli bir Türk kolordusu Havran’a geldi. Onun ardından üç piyade taburuyla, 4’üncü Ordu Komutanı General Memduh Paşa hareket etti. Çerkes-Bedevi-Kürt süvarileri kolorduyla birleştiler. 4 ve 7 Aralıkta Osmanlı kuvvetleriyle Dürziler arasında isyancıların yenilgiye uğradığı çarpışmalar meydana geldi. Ceza olarak hükümet Dürzi bölgelerinin önceki özerkliğini kaldırdı.

Suriye’nin askeri tarihinde Osmanlı hizmetinde bulunan bir çok yetenekli Çerkes subayın adı geçer. Bunlardan biri de 20. yüzyılın başında Suriye’de bulunan Mareşal Osman Fevzi Paşa’dır.

Abhaz Muhammet Bek Marşan

http://www.adygaunion.com/gallery/displayimage.php?album=86&pos=36

Suriye Vilayeti polis teşkilatının başında uzun süre Çerkes Hüsrev Paşa bulundu. Abhaz Muhammet Bek Marşan 20. yüzyıl başında Halep şehri askeri komutanlığı makamındaydı. Suriye tarihinde, Amman’da bulunan Çerkes Süvari Birliği’nin komutanı General Mirza Paşa Vasfi ve diğer birçoklarının adı geçmektedir.

Golan Çerkes Süvari Birliği'nden Bir Gurup

URL:http://www.adygaunion.com/gallery/displayimage.php?pos=-6821

 

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Türk hükümeti Suriye’nin Çerkes bölgelerinde de seferberlik ilan etti ve acemi erler cephelerin en sıcak noktalarına gönderildi. Çerkes Polis Birlikleri askeri komutanlık tarafından Suriye’deki ulaşım yollarının ve yiyecek üslerinin korunmasında kullanıldı.

1916 yılında Mekke Şerifi Hüseyin ve oğlu Faysal İngiltere’nin desteklediği Arap isyanını başlattılar. Osmanlı baskısını üzerlerinde hisseden Suriye Arapları isyanı aktif olarak desteklediler.

Bu bölgedeki Çerkes halkı politik olarak zor bir durumda kaldı. Osmanlı Devleti ile birliğe sadık kalmaları, Çerkesleri Türklerin askeri hizmetlileri olarak gören Arapların düşmanca hareketlerini artırdı. Çerkes köylerinin en yaşlıları o zamanlar Arplarla aralarında sürekli olarak meydana gelen silahlı çatışmaları hatırlıyorlar. Şerif Hüseyin’in ordusu Kuzey Suriye’ye geldiğinde, Çerkes kasabası Mumbuc’un yakınında yaşayan Araplar onlardan Mumbuc’un yıkılıp yağma edilmesini istediler. Arap ordusunun yaklaştığını öğrenen Çerkesler, Mumbucluların Arap isyanını desteklemek arzusunda olduklarını bildiren bir heyet gönderdiler. Bu Çerkeslerin savaş yıllarında Arapların tarafında yer aldığı ilk olaydı. 1920’de Suriye’nin Fransız birlikleri tarafından işgali başlayınca Mumbuclular Araplarla yaptıkları anlaşmaya sadık kalarak Fransızlara karşı silahlı direniş gösterdiler. Fakat motorize birliklerle yaptıkları savaşı kaybettiler.

Mavera-i Ürdün’de de Çerkesler İngiliz birliklerine karşı sert direniş gösterdiler. 1918 Martında General Allenbi’nin 6’ıncı İngiliz Ordusu’nun baskısıyla Türk birlikleri geri çekildi. Çerkes birlikleri İngilizlerle çarpışmaya girdi. Her iki taraftan verilen büyük kayıplardan sonra sayı ve silahça üstün olan İngilizler kazandılar ve Mavera-i Ürdün’ü işgal ettiler.

Nisan 1920’de San Remo’da yapılan konferansta galip Avrupa devletleri Arap topraklarını Osmanlı Devleti’nden kesin olarak kopardılar. Manda sistemine göre Milletler Cemiyeti Irak ve Filistin’i İngiltere’ye verdi. Suriye’nin büyük kısmı Fransa’nın sömürge idaresine geçti.

Çerkes göçmenleri Osmanlı hükümetine boyun eğmeyen topluluklarla bu şekilde mücadeleye çekildiler. Küçük adacıklar halinde Suriye’nin sınır bölgelerine dağıtılan Çerkesler, komşu halklarla hiç bitmeyen silahlı çatışma içinde yaşadıklarından hükümetin askeri dayanağı olmak zorunda kaldılar.  

Şam'da Çerkes Süvari Birliği'nden bir gurup. Haziran 1941

URL:http://www.adygaunion.com/gallery/displayimage.php?pos=-8426

 

DİPNOTLAR :

 [1] Suriye’nin güneybatısında bulunan Havran bölgesine 1711 ve 1860 yıllarında Lübnan’dan göç eden Dürziler yerleşmiştir. (Ç.N)

 [2] 1967’de Golan Tepeleri’nin İsrail tarafından işgal edilmesiyle burada yaşayan Çerkesler Şam’a ve Amerika’ya yerleşmiştir. (Ç.N)

 [3] 19.yüzyılda Osmanlı Devleti’nin eyaleti olan bugünkü Suriye ve Ürdün’ün sınırları 1.Dünya Savaşı’ndan sonra belirlenmiştir. Burada adı geçen aynı bölgeye yerleşmiş köylerden bazıları Ürdün sınırları içinde kalmıştır. (Ç.N)

 [4] Suriye Çerkesleri ile ilgili bkz. Kafkasya Kültürel Dergi-İzzet Aydemir (Cilt 4 Sayı:15,1967)

 [5] Reyhaniye ve Kfar-Kama (Ç.N)

 [6] Ceraş ve Kerak, bugün Ürdün sınırları içindedir. (Ç.N)

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Marşan'lar hakkında ek bilgi için bakınız:

ABAZİN'LER

 

Özdemir Özbay

“Dünden Bugüne Kafkasya” kitabından alınmıştır

http://deguneaslan.blogcu.com/CERKESLER/

Abazin (Abaza) halkından söz açılınca Abhaz (Apsıwa) halkı akla gelir hemen. Her iki halk grubunun kökenindeki yakınlığa ilişkin yıllardır sürüp gelen bir tartışma vardır. Her iki halk, Kuzey Kafkasya'nın otokton halklarından olup, binlerce yıldan bu yana diğer Kafkas boyları ile yan yana, iç içe, kültür alış-verişinde bulunarak yaşaya gelmiştir.

Abazinler (Aşıwa-Aşkharıwa) ve Abhazlar ise (Apsıwa), Basğ, Sanıg veya Psıl adları ile de anılan aynı atalardan gelme olup zamanla farklı şive ve konumlar kazanmışlardır. Bugünkü Abhazya'da herhangi bir yaşlıya "Atalarınız nerelidir" diye sorulduğunda, "Apsnı" (Abhazyalı'dır) diye yanıt verir. Bu yanıt, Abazin Halkının ataları olan Zih'leri de kapsar. Bu durumda bir soru gelir aklımıza, "O halde Abazinler daha önce nerede yaşardı..'"

Psıl'lar, Abhazya'nın daha üst taraflarında, kuzeyde yaşarlardı. Onlara yakın olan dağınık bölgede de Misim-yan denen kabileler otururlardı. Psıl'ların güneybatısında, Karadeniz kıyılarında ise Basğ'lar otururdu. Bu halkın yurdu Bzıb Irmağı'na kadar uzanan yerlerdi. Bu bölgenin daha güneyinde de Psow suyuna kadar olan yerler Sanıg'ların yurdu idi. Zih'ler ise bu topluluğun batısında yerleşmişti. Saydığımız bu gruplar yaşam biçimi ve dil bakımından birbirlerine çok yakın idiler. Bilinen çağlardan bu yana Misimyan'ların yurdundan dağların kuzey yönüne, Kuban ve Terek Havzalarına gelen yollar açıktı. Bu yollar, Sançar Marıhu ve Kulhor dağ geçitlerinden Kuzey'e bağlanırdı.

Yukarıda saydığımız gruplar Abhaz ve Abazin gruplarının ortak atalarıdır. Bunlardan bugünkü Abazinlere en yakın olanlarının Zih'ler olduğu artık bilinmektedir. Zih'ler, Sanıg'larla yan yana yaşamışlardır. Tarihi araştır-malar ve destan incelemelerinden anlaşıldığına göre, bilinen ilk Abazin toprakları Abhazya'nın Kuzey-doğusundan başlayan ve Tuapse'de Karadeniz'e ulaşan bölgedir. Bugünkü Abazinlerin bir bölümünün, Abazinlerin ilk yerleşim bölgesinden ayrılarak, bugün Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan Teberda vadisine gelişlerini anlatan öyküler, yukarıdaki görüşü günümüze değin getirmektedir. Bugünkü Abazin halkının bir bölümü olan Aşkharıwa'larla Aşıwa'ların büyük bir grubunun Abhazya'nın kuzeybatısından ayrılarak bugünkü Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti'ne gelişi bu öykülerde açıkça anlatılmaktadır. L. Lavrov'un yazılarından anlaşıldığına göre, Abazinler, Adler, Tuapse, Lazarev bölgelerinde yaşarlardı. Abazin köyleri, Soçi'nin kuzeybatısına kadar olan bölgelerde dağınık biçimde yerleşmişlerdi. Bu bölgelerdeki yer isimleri Abazinlerin, tarihin geçmiş çağlarında da bu bölgede yaşadığını kanıtlamaktadır.

L.N. Lavrov'a göre Aşkharıwa halkı Adler ile Gagra arasında yaşardı. Bunların kuzeybatısında ise T'ap'ant'a (Aşıwa'ların başka bir ismi) halkı otururdu. Birinci yüzyılın ikin¬ci yarısında Karadeniz kıyılarında feodal toplum biçimi oluşmaya başladı. Bu çağlarda Abhazya'da krallık yönetimini ve Abhaz Kraliyet hanedanlarını görüyoruz. Psıl ve Sanıg kabilelerinin de Abhaz Krallığı'na bağlandıkları anlaşılmaktadır.

Konu üzerinde araştırma yapan bilimadamlarının açıklamalarına göre önce Apsıwa (Abhaz) toplumu oluşmaya başlamıştır. Daha sonra bu topluluktan ayrılan gruplar Abazin Halkı'nı oluşturmuşlardır. Z.V. Ançabadze adlı araştırmacı "Abasg ve Bazıg ismi Abhazlardan olan bir halk grubunun ismidir. Bunlar Abazinler'dir. şimdi büyük bir kısmı kuzeyde yaşamaktadır. Bu halk Aşıwa (T'ap'ant'a) ve Aşkharıwa kollarından oluşmaktadır." der. L.Lavrov ise bir başka görüş getirir. Lavrov'a göre Abazinler, Abhazya'da; Karadeniz kıyılarında, Abhazya'nın kuzeyinde yaşamışlardır. Lavrov şöyle yazmaktadır: "Abazin dilinin Abhazca'ya benzerliği, yüzyıllar boyunca Abazin halkının ataları ile Abhazların komşu olmasından kaynaklanmaktadır." L.Lavrov'un, "Kuzey-batı Kafkas Boylarının Ortaya Çıkışı Üzerine" adlı araştırmalarında şu sözler yer alır: "Abazinler, Karadeniz kıyılarında yaşayan, Abhazlarla komşu olan ve onlarla kaynaşmayan boylardandır." Abazinler XIV ve XV. yüzyıllarda dağların kuzey yüzüne göç ederek yerleşmişlerdir. Dilleri ile ilgili araştırma yapan bilginlerin yazılarına bir göz atmakta yarar vardır: S.H.Bğajba'nın yapıtı "Abhaz Dilinin Bzıb Dialekti" adlı yapıtında, Abhaz ve Abazinlerin dil kurgusu bakımından aynı, fakat konuşma açısından farklılık gösteren boylar olarak yan yana yaşadıkları vurgulanmaktadır. Aradan geçen yüzyıllar farklılıkları arttırmıştır. şimdi bile her iki dilde benzerlikler çoktur. Gramer açısından ve sözcükler bakımından benzeşim büyüktür. Bu benzeşime en uzak kalan T'ap'ant'a (Aşıwa) diyalekti ile konuşanlar bile Abhazlarla anlaşabilir.

Bu iki boyun dil benzerliği üzerine Gürcü araştırmacı Ketevana Lomatidze şöyle der: "Aşıwa konuşma biçimi, Aşkharıwa ve Apsıwa konuşma biçimlerinin gramatik gelişme üslubunu korumuştur. Aşkharıwa konuşma biçimi ise Apsıwa ve Aşıwa biçimlerinin her ikisine de yakındır, ikisi arasında yer alır." Abazin halkının dili ve tarihi üzerine çalışan A.Genko'nun yapıtı "Abazin Dili"nde, Abazin sözcüğü ile ilgili şöyle bir bölüm vardır: "Kuzey Kafkasya'nın diğer Çerkes boylarından olan Adığeler, güneybatı komşuları olan Karadeniz kıyılarına kadar uzanan boylara (Abaze, Abadze) derlerdi." Bu iki dil üzerine araştırma yapanlar, L.Lavrov'un "Dillerin benzeşimi, iki toplumun komşu olmalarından kaynaklanmaktadır" savını, yanlış bir değerlendirme sayarlar. Z.V.Ançabadze'nin şu sözleri de L.Lavrov'un savına uymamaktadır. "Dil birliğinin, halkın kültür benzeşiminden doğduğu kabul edilemez. Çünkü sözkonusu olan, dillerin benzeşmesi değil, gramer benzeşmesidir. Köken olarak sözcük benzeşimidir. Abazinlerin ve Abhazların dillerinde gramer ve sözcük birliği vardır. Bu benzerlik, komşuluktan ve kültür yakınlığından doğmaz." Lavrov dışındaki diğer araştırmacıların görüşleri de bu görüşe uymaktadır.

Abazinlerin atalarının Karadeniz kıyılarında, Soçi, Tuapse, Lazarev yörelerinde, Abhazya ile komşu olarak yaşadıkları doğrudur. Ancak bunlar, bu çağlardan önce Abazin ve Abhaz boylarının dil, kültür, yerleşim bölgesi olarak "aynı halk olmadıkları" sonucu çıkmaz, savı yaygındır.

Açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Abazinlerin tarihini aydınlığa çıkarmakta Z.V. Ançabadze'nin görüşünü gerçeğe daha yakın olarak kabul etmekteyiz. Ancak, Abazinlerin toplum olarak kendilerine has bir düzen kurarak, Abhazlardan ayrıldıkları görüşüne de tam olarak katılmak mümkün değildir. XV. ve XVI. yüzyıllarda, Abazinlerin kalabalık gruplar halinde kuzeye göçerlerken de Abhaz dilinden ayrı olarak, Abazin dili oluşmuştu. Bu olgu, Ançabadze'nin savını az da olsa zayıflatmaktadır. Ançabadze'nin savını zayıflatan bir durum daha söz konusu olmaktadır. Bugün Adığey ve Abhazya'da yaşayan halklar içerisinde, diyalekt farklılığını yitirmemiş Abazin grupları ve köyleri vardır. Abazin halkının bir bölümünün dil özelliğini koruyarak Abhazlar arasında yaşaması, Ançabadze'nin savının tersine bir durum ortaya çıkartmaktadır. Bugün bile Abazin grupları Abhazya'nın Ahıçıps, Psıxhu, Psanman köyleri ile Adığey'in Kueşhable, Ulsk, Wılap köylerinde yaşamaktadırlar. Bu durum ise Abazinlerin kuzeye göç etmeden önceki yüzyıllarda da var olduklarını kanıtlamaktadır.

Bilimsel araştırmalara kaynak olan arşivlerde, bu savı doğrulayan bir belge daha vardır. 20 Temmuz 1864 tarihinde Varp yöresinde bulunan bir Rus birliğinin komutanı, üstlerine yazdığı bir mektuptaki "Psıhu halkından olan 105 ailenin, Huıj vadisine yerleşmek için izin istediklerini size duyurmayı görev sayarım" sözü, adı geçen ailelerin o zaman bu yöreye yerleştiğini göstermektedir. Nitekim bugün Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan Aşkharıwa kökenli Huıj Du (Büyük Huıj) köyünde, bu ailelere rastlanmaktadır. Bu köy, Yinciğ Irmağı vadisi içinde kurulmuş bulunmaktadır. Arşivlerde bir başka belge daha vardır. Bu belgede ise şöyle denmektedir: "Tuapse'de Abzekh'lerle birlikte yaşayan Abazinlerin Barakhey kolu, Çarlık Yönetimi yasalarına uyacaklarına ilişkin yeminde bulundular. 1826-1832 yılına kadar, Kafkas Dağlarında yaşayan boylardan söz eden etnografik ve istatistik belgeler, X. yüzyıla gelindiğinde bile Abazinlerin Adığe ve Abhaz boyları arasında yaşadıklarını göstermektedir. Bu belgelerden birinde şöyle denmektedir: "Apsnı'da (Abhazya'da) Abhaz ve Abazin adlarında iki toplum yaşamaktadır. Bu topluluklar kendilerini Abhaz ve Abazin olarak isimlendirmektedir."

Bu açıklamalardan sonra Abazinlerin toplum olarak ortaya çıkışlarını inceleyelim. Bu çıkış, 600'lü yıllardan önce olmuştur. Çünkü bu yüzyıllarda Abhazya'da ve diğer Karadeniz kıyısı topluluklarında feodal oluşum, henüz başlamamıştır. Bilindiği gibi toplumların doğuşu ve oluşumu sınıfsal toplumun oluşumuna bağlıdır. Kuzeybatı Kafkasya'da toplumların ortaya çıkışı, feodalizm ile başlamıştır. Zira bu bölgede yaşayanlar arasında eski köy cemaatlerinin oluşumu giderek feodal döneme ulaşmıştır.

VI. yüzyıl içerisinde feodal dönem öncesi yaşamının özelliklerine de rastlanmaktadır. VI. yüzyılın sonu ile VII. yüzyılda Kuzeybatı Kafkasya'da yaşayanlar (Zih'lerle birlikte) arasında feodal yapı oluşmaya başlamıştır. Daha sonraları VII., VIII. ve IX. yüzyıllarda Abhazlar, toplum olarak oluşumlarını tamamlamışlardır.

VIII. yüzyılda, kuzey Abazaları (Abazinler) arasında Ghambısta (Wıerkh), yani soylu sözcüğü ve bu sözcükle nitelenen sınıf ortaya çıkmıştır. Bu soylu ailelerin en büyük zenginliği hayvan sürüleri idi. Karadeniz kıyılarındaki dar şeritlerde ise kalabalık hayvan sürülerini doyuracak otlaklar yoktu. Abhaz, Gürcü ve Abazin soylularının sürülerine yetecek otlak bulunamayınca daha kuzeye göç etme zorunluluğu doğmuştur. Böylece Abazinlerin kuzeye göçüşü başlamıştır. Bu göç sırasında kimi Abhaz soyluları da Abazinlerle birlikte kuzeye göç etmişlerdir. Bugün, bu aileler Abazinleşmiştir. Örneğin; Xhrıps (Marşan) ve Daguna (Argun) soyları bugün Uzunyayla ve Sivas yörelerinde, Abazin köylerinde oturmaktadır.

Abazinlerin kuzeye göçlerinin nedeni ve göçün nasıl yapıldığı bugüne dek tam olarak aydınlığa kavuşturulama-mıştır. Çarlık dönemi araştırmacıları, Abazinlerin kuzeye toptan göç etmediklerini, peyder pey göç ettiklerini söylemektedirler. Bu konuda da bugüne dek sağlam bir görüş birliği oluşmamıştır. J.Guldenştayn, S.Boronevski, L.Lule, Abazinlerin XVII. yüzyılda kuzeye gittikleri savını ortaya atmışlardır. Bu savın yanlışlığı, bilinen bir olay ve belgelerle kanıtlanmaktadır. Yegebekhua (Gebekhua) Dudar adlı Abazin Prensinin 1555 yılında Khaberdey elçileri ile birlikte, bugünkü Karaçay-Çerkes yöresinin temsilcisi olarak Moskova'da Çar İvan Grozni nezdinde görevlendirildiği ve uzun süre Moskova'da kaldığı saptanmıştır.

XVI. yüzyılda Abazinlerin kuzeye, bugünkü Karaçay-Çerkes ve Adığey Cumhuriyetlerine yayıldıklarını belirten Ekaterini Kuşeva, "Kuzey Kafkasyalılar ile Rusya İlişkileri" adlı yapıtında, 1570 yılında yazılan bir belgeden söz etmektedir. Bu yazıda, "Büyük Khaberdey Prensi Temrıkhua, Abazinler ve Besleneylerin yardımına geldi", cümlesi yer almaktadır. O halde, XVII. yüzyıl tezinin doğru olmadığı açıkça ortaya konmaktadır. Diğer bir grup yazar, Abazinlerin Kuzeye göçünü daha eski çağlara götürürler. N.F. Yakovlev'e göre XI. yüzyılda Abazinlerin kuzeye göçü başlamıştır. A.N. Genko'ya göre ise Aşıwalar XII ve XIII. yüzyıllarda, Aşkharıwalar ise XIV. yüzyılda kuzeye gelip yerleşmişlerdir.

Arşiv belgelerine göre, 1239-1240 yıllarında Moğollar, GürcistanGürcüstan üzerinden Kafkasya'ya saldırmışlardır. Saldırının ağırlığı karşısında sıkışan kıyı halkları, Moğolların ulaşamayacağı sarp dağ vadilerine çekildiler. XIV. yüzyılda da Timur orduları kuzeyden, steplerden gelerek Kafkasya'ya saldırmıştır. Saldırganların çekilmesinden sonra kuzeyde çok geniş yaylaklar ve otlaklar boş kalmıştır. Toprağı az olan deniz kıyısı halkının boşaltılmış geniş topraklara doğru uzanması olağandır. Abazinlerin Aşıwa kolunun XIV. yüzyıl sonu ile XV. yüzyılda peyder pey bugünkü Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti'ne yerleşmiş olduklarını açıkça söyleyebiliriz. Aşkharıwa kolu ise XV. yüzyılın ikinci yarısı ile XVII. yüzyılın ilk çeyreğine kadar olan zaman dilimi içerisinde peyder pey kuzeye gelip yerleşmişlerdir. Daha sonraki dönemlerde de bu göçler sürmüştür. Örneğin; Barakhay kabileleri 1830'larda kuzeye gelmiştir. Dağı aşan Abazinler önce Teberda, Kubina, Yincig Irmakları kıyılarına, Gum ve Malka vadilerine yerleşmişler, daha sonra bugünkü Adığey ve Khaberdey yörelerine kadar dağılmışlardır. Bu dönemde Abazinler artık Aşıwa ve Aşkharıwa diyalektleri ile konuşan, iki bölümlü bir toplum olarak oluşumlarını tamamlamışlardır. Aşıwalar bu dönemde altı alt kola ayrılmakta idiler. Bu nedenle Tatar ve Osmanlılar Aşıwalar için "Altı Kesek Abaza" deyimini kullanmışlardır. Nitekim bugün bile Uzunyayla'da bulunan Aşıwa köyü(Lokıt veya Lokhuaje) Altıkesek ismini taşımaktadır.

Bu kollar şunlardır:

1- Loo'lar ve Loo'lara bağlı olan ailelerin oluşturduğu grup,

2- Bibard Grubu,

3- Darıkua Grubu,

4- Khılış Grubu,

5- Jantemir Grubu,

6- K'açüa Grubu,

Abazinler'in Aşkharıwa grubu kuzeye geldiğinde şu kollardan oluşmakta idi:

1- T'am Grubu,

2- Bağ Grubu,

3- Mısılbiy Grubu,

4- Khızılbiy Grubu,

5- Başılbiy Grubu,

6- Barakhay Grubu,

7- Şegerey Grubu.

Dağınık bir biçimde kuzeye yerleşen gruplardan Barakeyler'in çoğunluğu, Kızılbiy, Başıkbiy, Mısılbiy ve Şegereyler'in önemli bir bölümü, Siydı-Yismel ve Gebekhua (Yegebekhua) ailelerine bağlı olarak Osmanlı topraklarına göç etmişlerdir. Geride kalan aileler grup grup birleşerek bugünkü Huıj Du, Huıj Çık'un, Çagarya (Şegerey), Abaza Hable, Guım Lokıt, Kubina Lokıt, Yincig Lokıt, Bibardkıt (Albırğan), Psıjkıt (Darıkuakıt), Karapagua, Marakıt gibi köyleri kurmuşlardır. Geri kalanların bir bölümü ise Habaz Rayonu ile Adığey, Khaberdey bölgeleri ve Pyatigorsk kentine kadar dağılarak yerleşmişlerdir.

Abazinler, 1864 büyük göçüne kadar yurtlarında yukarda belirttiğimiz gruplar halinde yaşamışlardır. Daha çok at, sığır ve koyun yetiştirmekteydiler. Tarımla uğraşanlar ise buğday, arpa, mısır gibi tahıllar ile meyve yetiştiriyorlardı. Yetiştirdikleri ürünler ile el sanatı üretimlerini, kendilerinin imal edemedikleri mallar karşılığı olarak satarlardı. O devirden kalan istatistiklerden anlaşılacağı üzere Kuzey Kafkasya'da kalabalık yerleşme merkezleri çoğalınca, bu tür ticaret daha da genişledi. 1849 Nisanının 23'ünde, o zamanki adı ile Batalpaşinski (Çerkesk) kenti pazarında Abazinler'in 1000 post, 800 yamçı, 578 Çerkes Erkek Elbisesi, 400 çift yün çorap ve eldiven, 300 büyükbaş hayvan, 4500 at sattıkları anlaşılmaktadır. Karşılığında, 19044 som (altın para) almışlardır. Aynı gün satın aldıkları mal listesi de şöyledir: 15000 metre sırma sim, çok sayıda yatak ve masa örtüsü, semaver, 320 sandık, 280 ayna... Aynı şekilde Pyatigorsk, Georgievsk, Stavropol ve diğer kentlerde de pazarlar kurulur ve buralarda da Abazinler alış-veriş ederlerdi.

Büyük göçte anayurttan ayrılmak zorunda bırakılan Abazin grupları bugünkü Türkiye, Mısır, Ürdün, Suriye gibi ülkelere yerleştirilmişlerdir. Türkiye'de yaşayan Abazinler Uzunyayla bölgesinde; dört köy Pınarbaşı'na, dört köy ise Şarkışla'ya, Sivas'ın Yıldızeli ilçesi ve merkez ilçeye bağlı köylerle, Artova, Tokat, Havza yörelerine, Tufanbeyli, Yozgat-Sorgun, Çorum-Alaca, Eskişehir köylerine ve bir miktar da Ahlat-Adilcevaz yörelerine yerleştirilmişlerdir. Ankara, İstanbul, İzmir, Kayseri, Sivas, Eskişehir, Adana, Mersin gibi kentlere yerleşen Abazin aileleri de vardır.

Ekim Devriminden sonra başlayan dönemde yaşam biçiminin değişmesi ve kentleşme sonucu bugün anayurtta kalan Abazinler Karaçayevsk, Çerkesk, Yerkinşahar, Teberda, Yersokan, Nalçik, Pyatigorsk ve Maykop gibi kentlerde de diğer Çerkes grupları ile bir arada yaşamaktadırlar.

http://deguneaslan.blogcu.com/CERKESLER/

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Web Master:  Hrips ypa a'Marshan Mahmut Tugrul  Kirmizi (Tatash)  (Ph. D. - I.T.U.)

mahmut.marsan@gmail.com

http://www.mahmutmarsan.com

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------